31 Aralık 2010 Cuma

Hep

seyircilerin arasında ilizyona protez el takarken yakalandın sen
kızgındı rayları taşıyan damarım
sarsıyor bıkkınlığından
sen üstündün herkesden
gelmemiştin bu gösteriye
tanrı oyuncaklarının arasında bulamadı seni
ayakkabılar çalmıştın , kucağımda giyinmiştin
tenekelere vuruyordun
inancını okyanusta dondurarak somutlaştırdın
saç telini hiç bir ressam çizmedi
bisikleti bıraktım boşlukta
koştum arkandan

Sızlık

O her gece rahatça yatağında uyuduğunda
ve bu gece ekşimiş biranın kenarında
bir adamın köşesinde otururken
sen o'na içeceksin

öyle emrettim

Milyonlarca İnsanın Aynı Zaman Dilimini Geriye Doğru Saymasıdır

çam ağaçları bir işe yaramıştı
ve geyikler
canlanmıştı
gözümüzde
alkolün o gizemi kaçmıştı
din gibiydi
tanrı gibiydi ; noel

bizler tarafından yaratılmış

30 Aralık 2010 Perşembe

Gorinole

Mannheim havasını soluyorum
Kamboçya sınırları içersinde hiç bir ses çıkarmadan ilerliyorum
Ren nehri kenarında ray kemikli makinisti öldürüyorum
Annapurna zirvesinden paraşüte bağladığım balık iskeletlerini gönderiyorum
Meksika körfezinde kör bir kadınla dolaşıyorum
Pasifik'de geri dönüş bileti almak için sıraya girdim
Rodos'un karşısında rüzgarı kuzey tarafından parçalıyorum
Giethoorn sokaklarında yön levhalarını değiştiriyorum
Cambria'da kahve içip uyumayı öğreniyorum
Blue Lagoon'da kendi devrimimi planlıyorum
Güney Kinsale'de olta atıyorum
batı Britanya'da kremit taşıyorum
Bernina raylarında makinistle vedalaştım , dönüyorum
tek kıyafetle kolajladım haritamı v bi kahveyle bütün dünyayı dolaştım
karşılaşmamamız mucize

21 Aralık 2010 Salı

Yılın En Uzun Gecesinden

çocuklar gökkuşağı çeviriyorlardı tepside
ve
eşlik etmemek olmazdı
bağladık ipi
kuşkuya
gönderdik onlarınkinin yanına
bıraktık elimizden ipi
kaybettik artık kuşkuyu

20 Aralık 2010 Pazartesi

Havlu

bir kahveden sızan dumana
yapışmış sigara dumanı
mavi rengiyle güzel durur

18 Aralık 2010 Cumartesi

Kapo

tavrını
korkuluklarıma
çizsin
o akbaba
gagasından
bir
tapınak
çıkar

Su

kupanın yanında
sadık
bir camel
kırmızı kibrit olup gelsene masamıza

17 Aralık 2010 Cuma

Sakin Bir Atmosfer

balıklara olta atıp
çıkarın onları sudan
hiç bir tanesi şikayetçi olmayacaktır sizden
sevinçlerinden çırpınacaklardır karada
filesinde yıldızları taşır
balıkçı

takla atar yansımalar
fırsat bulup
suya sıçradı
birisi

öldürür mavi

öldürdü
mavi
onu

14 Aralık 2010 Salı

Benzerlikler




burk ayaklarımı
parmaklarımı kuklalaştır
göz çizgisine düşür bebeğimi
ses frekanslarımı incit
bağla kendimi kaldırıma
gücüm kadar yükselt katlı betonları
o olmadığına
ikna et beni

10 Aralık 2010 Cuma

Kayaların Arasına Yaktığım Öpücükler

karavan ilerler dünyadan
katlanmış bir insan bedenidir
içimde çalan
enstrumantal

kulaklarındaki
bir ölüm marşıdır
ve bu ölümün güzelliğidir
sarkan
küpen

bu ay
hava soğumuş
o kadar zorki üşümek
ama sen yine de
sıkı giyin
ateşi
yaktım

9 Aralık 2010 Perşembe

8 Aralık 2010 Çarşamba

Kalkış

dişlerini sıkıştır dudağında
ütülediğim tenin kırışmış bugün
dişlerin şuan bile güzel
bizi ne yapmak isterdin ?
diri kalmaktan korkmadan

7 Aralık 2010 Salı

Tart

tırnak uçlarındaki beyazlıktır
boynundan atan bir damardır
canlı kalan , sürekli yenilenen

ses tonundaki
bulantıdır
siyah

bir an kum gibi koşacak
güneş kadar batıya
geçip git
yanımdan

4 Aralık 2010 Cumartesi

Spiegel

ayna değil
suyun yüzeyi
ve
bir
sürü
solungaç

Cerveza

başka bir dille
ses
döner

saatiniz aynı yeri göstermiyorsa
bu plastik kol saati idealdir

ve düşündükçe
alırsınız
vücudunuzdan içeri

2 Aralık 2010 Perşembe

Girdap

rutubet kurdelesini kravata takmayı denemedi
şimdi boş çalar enstrumantal salıncakta sallanan ayaza
ve dargın değildir sargısından kan sızan adam
ardında yangın çıkarmak için hücum eder toz parçası
sadece kurtulmak için ,
tanrıya dargın değildir
tozdur , kravatlı bir toz , kumaştan resmi bir kıyafet
yorulmuştur uçmaktan
duramamıştır yerinde
rutubetle karşılaşmasında dahi
deneseydi rutubet , kurdelesini çıkarmayı
yapışır kalırdı
toz

Kanopi

kan bir sayı bu karnivor üşengeçlikten
15 dakika boyunca
karşımda bekledi
sırtı saatin arka yüzü gibi
göz kapaklarımda bir paraşütü göremiyorum artık gözlerimi kapattığımda
ve yastığım onun sırtı
uyuyamıyorum
bir süredir
kahvemi masaya
sertçe koyarken
serumsuz daktilo

diyorum
kontrolüm dışında gelişti her şey