31 Mayıs 2011 Salı

İş

günün özetidir masana sürüklenen kahvem

yaktığın sigarayı
bulmak için
yanıldığım izmaritler

kendini vidalarından ayırdığı bir kadındır kompartıman
ve gövdesi kesilmiş bir adamdır kerpeten

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Gemi

her şey hareketini kaybetti

sis yanaştı
sinir uçlarıma

karşıma geçmiş
kıyıya oturmuş

ve martıları artık yok

son görüntüsüyle dedi ki bankta oturan bana

artık yoruldum , tekneler ve vapurlar .. burası benimdi
artık değil


tedirgindi alçak nefes

29 Mayıs 2011 Pazar

Zürafa Cenneti

çağın hareket ettiremediğim çarkı
çatlamış saatinde
ve
takıntılarımı çıkarıyorum solucanların bulunduğu çamur içerisinden

çağrışımlarınla karşılaşıyorum

tanışıyoruz bu sefer

27 Mayıs 2011 Cuma

Çukur

griler toplanınca suyun yüzeyinde halkaları düşünür kitleler ..

her fotoğrafta
daha
farkına varıyorum

tanrısal oluşunun

özlemişliğimin
başka olmayan
siyahına
bir dudak kıpırdat
emir değil , sadece ölüyoruz


26 Mayıs 2011 Perşembe

Çiy Renkli Zehir




aynalardan yansırken
yüzünün kıyafetlerini değiştirir
alkol renkli ışık

omzundan yer çekimine paralel bir şekilde paraşütlenir dirseklerin .

varlığında durup

yansımalar ve gerçeğin arasında sıkışmış aklıma uzat elini ..

henüz hangisinde olduğunu bilmiyorum

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Yürümek İçin




tavanda derisini döküyor
karakterini kaybediyor
betonlar
perdeye ruh veriyor egoist rüzgar
dökülen derisiyle uyanıyor
beynimden yastığıma akıttığım ütopya

Yer





beyaz bir kumsalda daha önce ayak basılmamış ateşi buluyorum bu gece
senin bedeninin en sınır noktası olan yer burası .
senden vazgeçilmişliğimle yürüyor ay ..
yürüyorum onunla
sınır çizginden uzaklaşıyorum
levhalar geçiyor yanımdan

23 Mayıs 2011 Pazartesi

İşitilen





kolundaki dövmeden düşmüş bir
geçmiş hikayesi
-miş li zamanların
kültürel etkisinde büyüyor
damarlarındaki bebek

sırtı dönük
uzun süreli çekişmeler

sarhoş olup
onunla konuşmamı bekliyor
o ..

yorulmuş bir
hali var
göz mermerlerinin

deklanşörlüyorum o anı .. tanıyoruz birbirimizi
kahveye dökülüyorum .. kararsızım
birbirimizden

hislerim annemin ...

hislerim
annemin
çocukluğumun en sevilen oyuncaklarını çöpe atması gibi


telefonu kapatmışım

uykuya dalmayı bekliyorum
yatağımda

sararmışım , ölmüyorum

sal su alıyor
doğum tarihim
92 ekinoksundan uzaklaştıkça

fırtına var , üşümüyorum
titriyorum .. korkmuyorum
sadece kararsızım

duvarın karşısında
bir küçük köy kurmuşum
bahçesi çiçeksiz
geçmişin çizimleri
ve değersizliği
aydınlanıyor çizgilerimde

sırtıma dokunacak
bir el hissediyorum
en son annemin eli değmiş
ve şuan
şehrin çöplüğünde

..

çözülürken

dönen şarkı : pink floyd - hey you
ses seviyesi : % 25
oda sıcaklığı: ölen balığımın içi oyulmuş kafasında -16 derece
ışık : karanlığı yadırgamayacak kadar karanlık

22 Mayıs 2011 Pazar

Gurablista


çiğ kafası kuru alyans
balıkların kolyesi
sahibine ulaştırmak için
bu gece
mizahi bir
konuşmacı var
masanın üstünde
burası

20 Mayıs 2011 Cuma

Huvgelast

ne yapsam yeridir
durumlarından
kahveye

ordan da
beş duyumun bulunduğu küllüğüme uzanıyorum

burası yalanlarımın
meyveler gezdirdiği
camı sıkılgan
teleskop duyum

17 Mayıs 2011 Salı

Sürüngenler Büyüsü

hissizlik hissesine hediye edilmiş
hikayelerin hizasından
bir dürbünle
görülmeyenlere
kıyafetler hazırlıyorum
şiddetli diş ağrıları
ve beliren çene kaslarımdan sızmış
dumanın
mandallanmış pişmanlıkların
kedi adımlarıyla
bir bir
uyuşmakta
bir parmağı eksik eldiven
veya senin parmakların
ölmüş dudak renkli ruj
ve ondan daha farklı saç rengin
eve ilerlerken
metalik bir topuklu ile
camı fazla parlak vitrinde
olmak istiyorsun

13 Mayıs 2011 Cuma

Bir Zamanlara

ya da

beynimin içinde saygı duruşuna geçmiş tüm hücrelerimle
geçmişi selamlasa da
o

denk geliyor
bana

o
tümceleri yazarken
damarlarımda ruhumu bantlayan
yokluğunu
saymazsak

seni gerçekten tanıyor muydum

kayıpların önemini hiçe saymışlığın
vermiş olduğu bozuk paralar
kadar kararlıyız
yazı kadar tura

yukarısı bu gece
aydınlık
uyuduğun odanın
pencerelerine adıyorum
kendimi

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Görünen

ütülenmesi gereken
çamaşırlar da vardır
öldürmeyi düşündüğünüz insanların yanında

dedektif senin
ne kadar
temiz bir iş
yaptığını
beyninden geçirirken
şehrin en yüksek noktasında sigaranı yakıyor olacaksın

ve o şehirde
havaifişeklere bakıp mutlu olan öldürdüğün kişilerin çocukları
seni arayan kırmızıdan maviye dönüşen ışıklar
sarhoş sinekler sokağının aydınlatıcıları
bir çoğuna girdiğin betonlar
ve o betonların pencerelerinden gördüğün
hayatında varolmuş kadınların düzüşme sahneleri
gerisinde suyun varlığını söyleyen ağaçlar
yolunda ilerleyen ve seninde bir zamanlar yanından geçtiğin araçlar var
tekerleklerine hayran kaldığın

ve sen tüm bunları umursamayıp
tek kibritle
sigaranı yakmaya
çalışacaksın
biraz korkak
biraz istekli
ama en çokta korkak

8 Mayıs 2011 Pazar

5 Mayıs 2011 Perşembe

Söküklerden İplere

sanal hesaplar üzerinden
bir çok şey yapar insanlar
özgürlüğü savunurlar
devlet kurtarırlar
mor tanrılara ibadet ederler
devrimler yaparlar
geri gelmeyecek olanları hatırlarlar
popüler kültürün hakim olduğu konularda ben de varım derler
beyaz ekrandan savaşırlar , ayrışırlar .

bunlar sadece sandalye veya herhangi bir şeyin üzerinden
yapılan muazzam şeylerdir .

ben sırtımı kaşıtıyorum yatağıma

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Zekleyant

barların son çıkış saatlerinden
yaşanmış aynı şeylerden
en kötüsü yaşanacak aynı şeylerden
sarı rengin dumanlaşmış halinden
5-6 cm daha uzun gösteren ayakkabılardan
kemiren farelerin saatlerini yanlış kurmalarından
kendi yarattığınız hislerden
olmasını istediğinizden
yataktan çıkmayıp hayalleri geliştirmekten
sıkmış ve boş ilişkilerden
yataktan çıkıp bütün maskelerinizi giymelerden
fanusun suyunu değiştirmelerden
uyanmalardan hemen sonra karga ile günaydınlaşmalardan
henüz karşılaşmamış fakat belki vardır ihtimalli kadından
farklı anlamlar yüklemelerden
okursam bitecek korkulu kitaplardan
çok dinlersem bir tadı kalmayacak şarkılardan

hepsi
tüm bunların hepsi
bu yazının başlığı olabilir