29 Nisan 2014 Salı

geçen yılların tırnakları

tüm yörünge acımasızlığıyla resmedilirken
geçen yılların tırnakları 
unutulmuş

yenilenen deriler
yeniliği kazıyor

üz

harflerin boynundan
kelimelerin ayaklarına kadar

kıyası cebime leblebiler doldurmuş gezinti

tek bardak geliyor masaya
kaşığı çoktan yalanmış
tabağında uzanıyor

şarkımız köpükler hep acı olurun
dinlenen banklarında çalıyor


28 Nisan 2014 Pazartesi

çürüyen nevaleyi
analizleyip çözümlemektir aslım

bir şeyler sonlanacağı rakamları çok iyi seçerken
ne yaptığını kestiremez

işte o an
her şey doğrulanır
ve pay sahibine döner

duyulan öyle anlardan bir koro
bu gürültüde
foyası çıkmış maddelerde
kurdelenmiş gerçeklik manevileştirilir

sadeleş , ört bas
temize çıkar
bekleyiş
beklentiyi cilalamak

her şey plan dahilinde
işleyişi yataklara taşan mücevherler

güvertede ıslananlara
denizde olduklarını hatırlatın

kıyıda yarı eteklenmiş
bir kadın beni bekliyor
dalganın arasında gördüğüm kadarıyla
bana ulaşman için böyle bir sığlıkta neler yapabileceğini görmem gerekiyor
der gibi
ruh sınava tabii
başka dünyalar yaratılır böyle anlarda
ama ben yaratmam

temize çıktığım gibi
hataya hata der
evcilleştirdiğim onlarcasının arasına atar
sandaldaki suyu denize dökerim

kör olanların çağrısı
ellerini görebildikleri kadar
kanar

ben de 
bazen durup
tester içindeki kadına ne oldu diyorum









26 Nisan 2014 Cumartesi

mide kumbarasına bozuk uyku haplarından yuvarlandığında
ve 
vücudun bir yerine balık dikişlendiğinde

görünen bulantılı kan

pıhtısında hissi dondurur

acizliğin ve yerimdesizliğin
söyledikleri
 
bu hissi böylelendirir
 
kurdele takıldığı ilk söyleşi
 
oysa

..
herkesin birazcık kendine nefreti 
ve
nefret
sergiye çıkmış servettir
fotoğraflanması yasak
dokunulması yanlış

gün perdenin yavrusu
buruk ruhlar
iyileştiricilerine koşsun
 
burada çürüyüş
anlaşılmayan anlamında
 
şarkımız
 giriş kısmında özet
 
 

24 Nisan 2014 Perşembe

eğer keyifsizlik yenilmediyse
yol değiştirmenizi söyleyen levhada
imzanızı yağmurlayın
 .
zorundalık ve dayatılanla
sürdürmek zorunda kaldığınız bir şey


daraldığını görüp
bir balığı söktüğü kostümünden çıkardım
daktilo , tozların altından elini uzattı
bana benzeyen bir şey gördüm
ve gırtlağına sarıldım 

yapmamam gereken her şeyi yapmakla sınandım
tahmin etmediğim sığlıkla derecelendim
başladığım yere döndüm
ve elimden senaryom alınmışlığıyla özgürlükle sonlandı
fakat
sandal suyun üzerinde ve bir ada her zaman vardır
yorgunluğunuzu atacağınız



kostümü giydirdiğim şeyin ne olduğuna dair ipuçları topladıktan sonra
keşkenin pişmanlığını tattım
hayatın minimum seviyesinde kusursuzluk aradım 
kirim çiğ
duvarlar sözünde duramayan sözleri kazır
çaylaklık bir mevsimin adı
ve hiçbir zaman kış yazı deviremez

hayatlardan öğrenebileceğiniz şeylerin adını
soy ağaçsız tadanlara
evrenin görevlendirdiği bir adam

ne denliyse siz siz olun
sadece siz siz






bir kanadının yalanı gökyüzü
diğeri tüm şeytanlıklar arasında melek seçilince
 hilekar istekler barikatta kavgalanır
 avuç içlerine çiğnelenir gelecek 
yumruklardaysa kan belirir
 
şarkımız ressam okuyan kadınların
bileklerinden çalıyor

 
 
 
 
 


ve maddiyatta değer ölçümü 
o güne saklı
 

21 Nisan 2014 Pazartesi

affedilemeyenler
hayatlarını mahveden değil
 tam tersine o hayatları inşa eden hataların failleri
 
okunması gereken kitaplar arasında 
djian'ı alalım 
 
şarkımız orada çalsın 
 özür dileklerimi alacaksınızdır 
sözlerinde
yaşam 
 

koyunlar köpek olduğunda 
çoban olmak ne zor


20 Nisan 2014 Pazar

bu gerçeklikte neme sis
parçaları topladığım zemin
kara deliğini sunuyor
boğulmama yakın
tek görebildiğim sığlık 
ve ıslığı berbat
beni lütfen çekin
oraya 
tam oraya
bu yanılgıda nemesis olup
bana yardım edebilir misin


19 Nisan 2014 Cumartesi

ibrenin kımıldamadığı bir yola çıktım
tek karşılaştığım diktatör rüzgar
ve
rüzgar 
en güçlü silahıyla
saçlarımı kazıyor

saçlarım beynimin geç pişman çocukları
yüceltmek amaçlanırken sığlıkla uğraş

alkolümsü bir nefeste olur sarhoş atmosfer
yüceltmek amaçlanırken sığlıkla uğraş

fısıldıyor zamansı emanetler
 feragat delinircesine

ve yine aynı fayanslarda duruyor
inancım

inancım
yaz suyu ile kavranmış çürük çingene rengi
her daim müstakil sürüklenmede
pencereler aynı
bu döngüde 
aşk
en büyük sıkıntının müzikal hali 
dansa ne derdin ?


18 Nisan 2014 Cuma

yarın

bazen işler tasarladığınız gibi gitmez
fırtınaya yakalandığınız an ilk yapmanız gereken şey ağzınızı kapatmaktır

acı acıyı geçtiğinde
kontroller kaybedildiğinde
ve böyle zamanlarda 
en çok dünya terletildiğinde kürede
 havluda kan izi görenler 
havluyu derisinde dolaştıranlar olacaktır

çözeltide hücrelerim dolaştırılıyor
parmağa bakıyorum
sıyrık

sıyrık parmağa baktığımda gördüğüm
kıstırılmış köşede
darp edilen ruhum
damarlarımı havluya asmış gibi yapışı
benzetmeyi aşıp
gerçekleştiğinde
ruhuna dokunmaya çalışan kanlı havlu

rafta bir kitap duruyor
bana ben kadar uzak

ruhumda bir kadın yürüyor
tuzaklarından kurtuldukça ayaklarını seviyorum

yankı canavarlaştı gözümde
tanrınıza inanın
uyuşuk gürültü her zaman tatmin eder 

parçamız bu gece sikindirik bir radyoda sansürlenmiş
her ne çalıyorsa 


saçları demir parmaklıklardan
yüzü hücrem
bana sarılırken gözünü kapattığına inanıyorum
ben de sadece gözüne düşüp yüzmeyi bilirim zaten
hissin radyo gecesi
şarkımız başlangıç


bana öyle geliyor ki
bu şehirden kartpostallanmayı iyi yapıyor benim adıma  
 
içinde evin bir oda dolusu acım
ve kayboluşum içlerinde
önemsizlikte ilerlerken 
tekrarlarken 
rutinleşirken 
neredeyim ben ve nerede duruyorum ..
gölgem kazınıyor mu 
yoksa ışık bile yok mu 
 
bir dünya yaratttığım gövdemdeki eski bir yarıkta
o benim balığım


17 Nisan 2014 Perşembe

tarlada kuş beslersen hasat alamazsın
şarkımız kanal görevi gören bir inceltide ilerliyor
 
 
 



15 Nisan 2014 Salı

tanrının karaborsa evreninde

suyun üzerinde kalmam için
delik deşik ruhumun
vitrininde gülümseyen 
dalgalardan bahsettim

dedi ki 
bir ize rastlayan çizelge dizgini tarafından
mırıldandığı dizede 
imzanı köklemiş
kıvrımlarına kadar
şimdi
küfrü azı dişinde kazıdığı ölü derimde
mistik

tolerans yumurtasını kırmakta
fakat evrimini tamamlayamaz
O
çıkarımı kadar zinde

yarısı 
yarısı değil
yarısını yarısında betimler

tanrı susar biz konuşuruz
küreklerin tadını alıyorum
bileklerine kadar
bir ricaya boyun eğen sorudan
bu gece söyle omuzlarında ne sakladığını ?




12 Nisan 2014 Cumartesi

eğerli bir cümle 
her şeyi yok eder
bir kesinlik sunacak soruyu sona saklayanların şarkısı
 
 

9 Nisan 2014 Çarşamba

keşkenin pişmanlığında
kanını donduran bir reflekste duvar
uzlaşan yörüngeyi değiştirip
boyadığı renk kin
sadece 
tırnak kenarlarına sihrim 

fidanlarım infilak 
ya da 
tarla çorak

çiçek açmıyor
çekingen güneş kızarmış

yorgunluk  bile
yorgun

tahminler dışında
tahrip

tasarlanmışlık üzerine şarkımız
mucize olarak adlandırılmakta


8 Nisan 2014 Salı

atmosferinde sarsılmış ve nefesinde yazdığı 
günaydınlar esniyor 
kuşkunun yaratıldığı sabahlarda
 
yenilenen her şey gibi
rutinin palavraları şişirilmiş bir deri altında
işaret
 
çekingen bütün yalanlar dudaklara toplanınca
sabah sabahtan geç
öpmekse kururcasına izinli bir eylem
 
yokmuşçasına
selamlayıp gülümser
çatlağıma biriktirip
selamlaştığım
bunca şey

şarkımız
manzaraya tanık olan sokakların şarkısı




6 Nisan 2014 Pazar

her şey yıkılıyor
baklalar 
dokunulmayanlar
izsizler
ve kapının arkasında onlarca yığın
 
bardağımın dolu tarafı
çatlakta yalanlanıyor
bardak diyorum
bardak burada 
her şey yıkıldıktan sonra
sadece burdayım diyebildiğim yerdeyim


çiğde ilk nefes
şarkımız sözlerinde olmayacak olana sitem
 
 

5 Nisan 2014 Cumartesi

4 Nisan 2014 Cuma

böyle çürür

basitlikte baskın
yozda koz
bazen tek düşündüğüm
küçüldüğünde küspe misinadan fırttığı
unutmadan ! suyun içinde erir  küspe
pedofili nötrlenir türbede

venedik kayıktan
olgunluk uzuvdan ibaret
tura yazıya sırt döner
birikimsiz beyin çabuk patlar

ip atlayanların ayakları
uranüs'e paraf

gerçekler şişede mektup
ne ki bunca zaman şişeyi diken yerinde durabilmiştir

şarkımız yardım eli uzatacak sürpriz

sen de uzat




fante üzümün kardeşliğini yazdığında
tüm hayat kadınları üzümü tenine sürtüyordu
tüm banklar gece yarısı kaçkınlarını bekliyordu
odalar açılacak müziğin hediyesi olan bir kadeh şarapta deliriyordu

kimisi sırttaydı 
kimisi yeraltında

zevk ve arzu 
gerçekle yan yana durmayan salkımda

bekleyenler
çekirdeği kırdıktan sonra
çürükle karşılaşırlar
 
şarkımız yatak odalarında yazılmış bir roman
her romanın 57 . katında 
bir gerçek yatar
 

3 Nisan 2014 Perşembe

Kumaş Kurgusu

düşünceyi görsele ulaştıranların bildikleri arasından
 
ya da 
 
varsayımlı 
tanrı , aşk , duygu , his , korku , heyecan , acı , huzur 
soyut terimleri somut yapmakta olanların arasından

şu ruh eşlerinizi aradığınız dönemler
tanrı'yı görseydim inanırdım denemeleri
ve 
acının huzurla anlaşması

kim imzalıyor bu kağıtları

kim ne söylerse söylesin !
dünya izmarit atmak için çok küçük bir yer
bu defa kimler arasında dönüyor parmaklarında sırıttırdığı sigarası ?

yürümek ve sürüklenmek
izmaritin hissettiği gibi 
nereye kadar götürür insanı

sadece yürümek mi canlanır 
onca fiillerin arasında
 
yürümek ne demek
yoksa sadece üşümek mi 
tezatlığı bulanlar için 
hep bir uyarı var kül tablalarında
 
sayfanın arkasında
bulmacanın çözülmüş hali var
 
merdivenleri seçenler biliyorlar
bu merdiven çürük
ve izmarit yuvarlandığı için büyük görür dünyayı
elips jartiyerli
 bacaklarına kadar döl






gün söylüyor
gün dinliyor
kahve yok
sen tesla'yı tavlayıp yazmaya başlamışsın bile
mutfağına keyifsiz giren yüz
ada nerede ?
orada olmalı çünkü dalga rüzgarın yoldaşı
 oraya uykumu sattım
tüccar bana yalan söyledi
aslında tüm tüccarlar yalan söyledi
kumar masasında tüm paramı ortaya yatırıp
kaybettikten sonra
izlediğim duvarların bandosu
duvarlar beni içine kireçledi
odakta çatlayanların anlayacağı dilden
tasarlanmayan bir vaka




eşyalar konusunda

kıyafetler ve eşyalar konusunda 
büyük annem beni görseydi ölmezdi
onun zamanında geçmişini yakmaları ve yok etmeleri anormal bir durum olabilir
üzücü durum bitkiselleştirebilir hayatları
kıyafetler geçmişi uyandırıyor
bu durum hem katlanacağınız bir konu
hem de acı duyacağınız bir konu
ölümün olağandı büyük anne 
ama beni görseydin ölmezdin 
 
ruhum 
trajedinin üst katlarından
acının gülümseyen yüzünde
duruyor
 
adanmak , kurban ediliş , adaklar
bunlar birbirinden ayrı kelimeler
ama kıyafetimde anı yerde rozetlenmişler
 
kendinizi adamak
adadığınız şey için dünyayı kurban etmek
ve kurban ettiğiniz şeye 
his , duygu , samimiyet , heyecan , mutluluk adamak
 
 
 
 

2 Nisan 2014 Çarşamba

bazen sürükleniyorsun 
ve yüzme bilmiyormuşsun gibi davranıyor kıyı