26 Mart 2016 Cumartesi

Müzik Çalan Kitaplar

düşüşler de güzel 
 paraşütsüz intihar
.
uzun burunlu zeminde keyiflenen bol yalan
 .
yatıştırılan bir krizden haplar çalar oyuncak
ve yağmuru damlalarıyla yarıştıran bir ihtiyar
.
yarı çıplak bu mevsimler 
gecesinde uyuklanan
gölgesini gördüğünde güneşe adımlar at
 .
kurgulanan şehir ve müzik çalan kitaplar
bir taburelik yerim olsa atlanmazdı bu sayfa 
.
katlanmazdı hiçbir saat bu meridyende soğuk kal
kozmosun kucağında boğulan solungaçlı olmasa
boğazımda boğumlanan yakamozun  kollarında
bozuluyor manzaram göz bebeğimde daralarak
.
sert zemin
 içimde paradoksunun evreni
kullanılan birkaç hapta en değerliler devrilir
erir belki kara dokunan devriminde ellerin
bahaneler biriktiriyor ve değiştiriyorum denklemi
.
yol sol tarafına döküyor çakılları
yarım tarifli bir şehirdir
tanrı

son sigarama kadar
evren onun atomunda parçalandı çünkü
kahve tanrıya bakılarak içilirmiş 
 .

25 Mart 2016 Cuma

Magma


akla yatan 
önce magma aratır ağzında

sonra duvara çakılı yüzgecinden
meridyenini bulmamızı ister

şans eseri
zarın diğer yüzünde
kıt kanaat buluruz oyuğunu

ama o
boğumların içine
düğümleri de kıskaçlamıştır

taşlar yerine oturdukça anlarız
kürenin uçlarında ağaçlarını sattığı bahçelere dolaşmaya çıktığını
ve akla yatanın hiç uyumadığını

ben de bunları sırça buğusu italik büyüye yenik düşünce anladım
bizden bağımsız miyop gnostiklerimiz de faytonlarına zor bela yetişip uzaklaşmıştılar

her şey şüpheydi
bir yansımaydı
 daha önce uyanabilirdik

gnostiklere kötü haber
lav donmuş








22 Mart 2016 Salı

Pey


yakarış , minnetini sakladı kesesine
aldanacağımız başka bir şey kalmadı
 
  ve sanırım biz de inatla caymadık
 çarçur ettiğimiz karardan
 
yüzüne baka baka - raftadır ! dedik en içten devriliş..
 onun bile laftadır gölgesi
 
 bil ki kaçmıştır keyfin
arkasına bile düşmeyeceğin bir yola 
 
şimdi ortada yokken yelkovan
 benimle gelir misin ?
 
 


 







20 Mart 2016 Pazar

Stabil Ekinoksta Şölenin Hüznü

 stabil ekinoksta şölenin hüznü
tepemde mitolojik leylekler
 ve mumlar eriten beynimde gölün kokusu
 .
gece ve gündüz aynı masada dans ettiklerinde
sert kahkahalarına karşılık gagalarına sürülmüşlüğüm için
her yıl bugün solucan mücevherlerimi aynı tepeye bırakırım
.
adaklarım , kehanet dilenen çingenelerin gülümsemesinde
başı dönmüş yağmur dansçılarım ise ıslaklığın peşinde
.
gri teknemden görülen
renkler daha canlı
bugün zıpkınla çıkıyorum 
.
: ) 
.







Pazar Sarkacı

çalsın
 
 

16 Mart 2016 Çarşamba

Balık Kılçığında Lades ( san choov'a sevgilerle )

değer lakabı 
yabancılığıyla farklı bir meteorda parçalansa da 
bugün hatrı sayılır yeryüzümde dağınıklığını topluyorum zanlının
 .
 o dahil
artık kimse o anın hissettirdiklerini , beklentilerini , heyecanını ve burukluğunu
 geriye getiremez 
.
her şey hareket halinde - öğreticiliğiyle
  saate vuran bir konuşma yapıp bana evrenin sırrını vermişti
hiç üşenmeden
 .
o an karşı konulmaz teori enerjiyi kulbundan tuttuğunda
hiçbir şey değişmemişti üzerimde
 .
 o andan sonra tahmini kayalıklarında hep aynı kıyafetle uyudum
ve uyanıklığımın buruşukluğunda öptüm zihnimde beliren portreyi
.
taşıdığım süre boyunca içinde barındırdığı şarkılarla yalpalayan
sarhoş kesilmiş kağıdının
evrende kayboluşunu izlemek delilikti
.
tanıklığım dışında kendimi 
bütün söylemlerine kaptırmışken
her söylediğini yaptım kutsallığının
 .
ama artık kutlayış için 
ay ile aram pek yok
 .
yine de biraz kendime dönüp 
bir kahve yapmamı isteyebilirim 
saate vuran sakinliğin içinde
.





14 Mart 2016 Pazartesi

Kırmızı


aşamalarda durmak

çıkarımlarla
yaşamak

ve aynı anda solucanları toprakta tutmak
 
ne olursa olsun mükemmeldi 
 
ve ulaştığım yerde
zihnimin senaryolarını sırtlanan kişi canlı 
 
2 küsürat ay 
ve kırmızı
 
şaşkınlığımı balıkların pulları altında saklarken
şimdi  bu yolculuğun günlüklerini azarlıyorum
 
birkaç ışık yılı 
frekansı bozmamak için tüm tepeleri hesapladım

zamana zıpkın
doğru zaman
doğru ışık
 

12 Mart 2016 Cumartesi

Bağımsız

  tüm hakaretlerinin ağırlığıyla
 sakinliğin sınırından dönmüş şaşkınlığına eşlik edip
hiç üşenmeden seni eski yerine götüreceğim !
.
oraya ulaştığımızda bizi
serüvenimizde yola çıkarken söylediğim söz karşılayacak
 .
 o an
kostümünü aldığımda üzerinden
ve kostümümü aldıklarında üzerimden
 ..
edilgen suçluluğumu anlatacak kelimeler olmasa bile
bu karşı konulmaz döngünün anlaşılabilirliği için arşiv kayıtlarımda birkaç geceni uyutmanı isterim
 .
her plan işler
erguvanlar bile 
.
şimdi zihnin daha derli toplu evinde sarhoş köşene çekilmişken
bir sonraki hareketini dahi aklımda çiziyor olacağım
.
 artık buradan haberin var
 .
şimdi yeni bir kolye tasarlayıp
 beni eski yerime götürecekler
 .



10 Mart 2016 Perşembe

Çil Kutbu

bu akıntı dogmatik doğruları yanıltan 
çil kutbu yönünde
 
tepedeyse evrenin merkürü 
üvey neptünle kucaklaşınca
 sürüklenişimi özgürlük sanıp 
bir süre birbirlerini hissettikleri püriten dokunuşlarını izledim  
 
  kıyı boyunca sıralanmış kulübeler içinde 
tanıdık yüzlerden oluşan kalabalık bir gürültü vardı 
 
akıntıya bakıp 
beni oraya sürüklememesi için 
yumruk yaptığım elimin yalvarış ritüeliyle sustum 

nehir daralınca
yuvalarından çıktı 
çizimi baştan savma dargınlıkların çalgıları

bando 
azizlerin öğütlerini hiçe sayıp
herhangi bir fahişenin dudağından öpüldüğünde daha ihtişamlıydı

varlık yeni bir koy sakinliği
narin bulantısında 
dip görülüyor

ama ben omzunda saçılmış çil kutbu yönündeyim
burada henüz dudağın kuru