29 Ağustos 2016 Pazartesi

Yansıma ( San Choov'a Sevgilerle )

San Choov'un yolu
kölelerini halkalarımdan ayıran bu haz için
kabataslak tabiriyle nadiren sisini ortadan kaldırır .
 fakat bu açıklıkta görünen şey aynı zamanda onun sonudur da .
.
soluk soluğa kalmışçasına
sırtımda takriben vaktin izler ile
 her defasında sirenaların uykularını hiç bölmeden
tek huyla o'na doğru yürümemi ister
 .
.. bakılarında güneşin hologramları , tok bir kayalığı ve kendi  
 .
bu yüzden
 binbir çeşit süslemesinden arda kalan sadeliği savunasıya kadar  
tahmini retinasında dolaştırdığım bandı geriye sarmadım
.
zihni ayırmadan aynı konu üzerinde
yıpranmış her ne varsa onlardan söz edilmemeli
sabitliği için ise
formülünü belirlediğim tekrarları kendime uyarlamalıydım 
.
katetmek , durağan şeyleri canlı kılar
ağaçlar , halkalar ve yansıma
.
artık ulaştığımı sandığım bu düşüncede
kendini unutturan ve yenileyen bir bilgi
 .
 evi yok 
posta kutusunda milyonlarca yansıma
.
tekrar sis
 .










28 Ağustos 2016 Pazar

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Behre

 

bandura'nın himayesinde
locke tabula-sında
yozluk elzemi
 
çan çalıyor elinde
bütün solucanlar için

Yıl Mezurası

günün tek kaoslu farkındalığının rengi dolaşmış beynin bantlarından dinlenir
fakat yanında biraz ilizyona ihtiyaç var sanki
 
ilki ve kalanlar
kendiliğinden bir rafta
fazlaca cüretkar
safına geçip orda dudaklarında yanılmak

yanımda küçük karnaval
örümcekler maskelerini çıkarmakta
bu sana küçük bir armağan
ve uçurtmalar istiyor bu fırtayı sadece

solungaçlarına da gerek yok 
gereksizlik curcunam
ışıklar gözünü alan bir burjuvaysa
veya beynin kendisini aynada yansıtmasına bile imkan tanıyan şeytan

yine de atmosferinde kendimi kaybetmek güzel
peki burayı nasıl tarif edebilirim sana ?

kendiliğinden bir tanrı mı
yoksa televizyonda ölmüş yazarlar kanalı
ya da serüvenler bıraktıran kulaklık

atmosferinde kendimi kaybetmek güzel
gökyüzüne doğru tükürüğü bu o'nun
bize inanmıyorsan evrene inan
 
 

25 Ağustos 2016 Perşembe

 
 bahaneler biriktiriyor ve değiştiriyorum denklemi
 

23 Ağustos 2016 Salı

22 Ağustos 2016 Pazartesi

Farmakon

tersaneye kağıtlar götüren bir martının ağzından daha sıkı kapanmış dudaklardaki alfabeye
bir ambiyans
odamdaki alaska daha parlak artık
 
sus , sessizliğin uyuyor ..
üzerinde kahverengi hırka ile uzanıyor bir aldanış 
suç , bende değil 
yastığımın renginde
gezdiğinde bir rüzgarla tanışmıştı mevsimler

karıştı bardağa nikotinler , ulaştırmaz
kafeinler aynı zamanda tanıştı yelkovanla 
 
taşların bir heykelin avcunda birikmişken 
en büyülü iskeleden okyanusa bak buradan
 
ve tenindeki merkür renkli izler
en son bıraktığım yerdelerdi , değişmişler ..
 
 
 
 

19 Ağustos 2016 Cuma

Meriyogra ( Son Ütülü Sahne )

 önümdeki insanlar kalabalıklaştıkça
meriyogranın dalga gücü en baştan sonra doğru eğimini arttırmış olmalı ki
önlerden birisi bağırmaya başladı
 
- meriyogra yok ! onu kaybettik , bizi atlattı . 

..kimse şaşırmamıştı 
 
geri dönenler ,
yan sokağa sapanlar ,
hâlâ umudu olup yoluna devam edenler ,
bir sonraki an için sabitlenenler ,
kimse .

aralarında dolanan kelimeler arasında
- yine -
krallığını kurup adını zehirliyordu
 
göz bebeğimi genişleten çivilerle
kuliste olacağını düşündüm meriyogranın
 
tren hazırdı 
hiç beklemedim 
biletimin ucunu hafif cebimden çıkartmış olarak bindim
 
 yaşlı adam oradaydı
 poşeti uyuyordu 
huzurluydu 
 
sıra ve süratle
aklımdaki sahnelerden objeler geçiyordu
oturduğum cam kenarından göründüğü gibi dışarısı 
 
aralarında zihnimin absürt objeleri de geçse senaryoyu tümleyip anlayabiliyordum
ve bir sonraki hareketimi tasarlayabiliyordum
 
 en son hezârfen ahmed çelebi alakasız bir şekilde 
beynimde bir bant aralığında görülünce
sinirli bir gülümsemeyle başımı salladım
görüntünün gitmesi için
 
ihtiyar aşırı rahatsız olmuştu bu yaptığımla
hemen poşetinin ağzını aştı 
ve içinden bir şeylerin yerini değiştirdi
 
sonrası aynı hikaye
poşet kin kusuyordu
 
ineceğim yere kadar bu ihtiyarın bütün her şeyi yönettiğini düşündüm
 ve ineceğim yere kadar hem bu düşünceye hem de çıkan sese direndim
 
ulaştığımda yerime
ilginç şekilde sanki sahnede biri oynuyor gibi bir ambiyans vardı 
 
kar zorla düşüyordu yere ve taşlara direnmiş yoldaşsız tek sokak lambası
bütün devrimini giriş kapısında yapıyordu
 
ilerledim ve kapıyı araladım
 alkış ve ayaklanan seyircilerin gürültüsüyle içeri girdim
 
tek umudum arkamda meriyogranın olmasıydı
bu yüzden birkaç defa arkama baktım
ama yoktu
 
içerisi inanılmaz sıcaktı
hemen paltomu aldılar
övgü sözleriyle
kadehimi elime sıkıştırmış şekilde ağır ağır ilerliyorduk
 
sahneye çıktım
aklım meriyogradaydı
sürekli alkışlanıyor ve kaygılanıyordum
 
ön koltukta ihtiyarı gördüm
tek yanaklı gülüşüyle poşeti havaya kaldırmış içinin boş olduğunu gösteriyordu 

biraz eğilerek şükranda bulundum

sonra orayı terk etti
o kadar kaos vardı ki içeride kapıdan çıkması 2-3 dakikasını aldı 
 
artık giçbir şey gelişmiyordu
sahne aynı sahnede kalakalmıştı
bu çıkmazın içinde ve aciliyetinde olup biteni düşündüm
 
ilk eylemim
olmayan bir kelimeyi düşünmek oldu
ve çok geçmeden buldum
ağzımdan çıkardım ve bütün mütevazi biletlilerimin üzerine dağıttım
 
sahnedeki düğüm açıldı
ve hızla kulise koştum
 
kuliste meriyogra
 meriyogranın yüzünde ihtiyar adamın huzuru
 ellerindeyse kinini kaybetmiş bir poşet
 
sarılmak için üzerine adımlarken
elini poşetin içindeki biir şeylerin yerini değiştirmek için kullandı
durmuyordum
 durmuyordu
 
bu bağın etrafında dönmeye başlamıştı sabırsız izleyicilerimizin sesleri  
sahneye bekleniyorduk
ihtimalimde meriyogra çıkacaktı sahneye
çünkü bir şeyler hep değişiyordu o poşetin içinde
o yüzden biraz daha sarılıyordum 

devinimini hissedip bağı çözdüm
-hızlı ol dediğini duyduğumda önce ihtimalimi siktirettim
sonra koşmaya başladık
ona asla yetişemiyordum
ama mesafeyi de stabil tutuyordum
ara ara arkaya dönüp hiç koşmuyormuş gibi
- uyuyacağız - çok yorulduk , uyuyacağız 
diye bağırıyordu
 
asla üşümeyecektik , bundan emindik  

 
 
 

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Meriyogra ( Özgür Sahne )

her şeyi kaybetmişlik hissini parmak uçlarımda toplayıp
üşümeye başlamıştım 
 
bütün insanların nefesleriymiş sanırım burayı ısıtan 
 
sahneyi ve her şeyi terkedip istasyona doğru yürüdüm
 trene biletsiz bindim 
cam kenarı şansımı düşünürken karşıma ihtiyar bir adam oturdu
yüzündeki çizgilere rağmen huzurlu bakışları vardı 
ama poşeti kin kusuyordu
içinden birkaç şeyin yerini değiştirikten sonra ağzını bağlayıp yere koydu
poşet susmak bilmiyordu
son canını veriyordu belki de ama inanılmaz kaptırmıştım kendimi 
hızlıca kalkıp , indim ve yürümeye başladım 
 
camlardaki afişler tek bir sahneye koca bir tabelaydı 
mükemmel bir sahne buldum diye düşündüm
kuliste sahneyi programlamasam da 
biletli bir seyirci olmanın hazzını alabileceğimi umdum 
 
öyle de oldu
inanılmaz sıcaktı içerisi 
üzerimdeki paltoyu çıkartıp askılığa yürüdüm
sonra meriyogra çıktı sahneye 
ne olacağını iyi biliyordum 
sahneyi terkedecek ve onu takip edenlerle birlikte yürüyecekti
ben de fırladım peşlerinden 
 
meriyograyı takip ediyorduk 
birden o üşümeyi tekrar hissettim 
fakat bu defa her şeye sahiptim 
korkuyla karışık paltomu hatırladığımda hafif gülümseyerek ve koşarak geri döndüm
 
içeride en ön koltukta biri oturuyordu 
ne aptal bir adam ama dedim içimden 
dışarıda festival var ama o boş sahneyi izliyor 
 
böyle düşünmem için çok zaman geçmişti
o an bir basamak daha çıktığımı hissettim
önceyi umursamayıp vücut ısımı hatırlatan paltoma kavuştuktan sonra 
meriyograyı takip eden insanları yakaladım
asla çok uzaklaşmazlardı , bundan emindim



16 Ağustos 2016 Salı

Meriyogra ( İlk Sahne )

olmayan bir kelimeyi ağzından çıkararak senaryodan kopmuştu
mütevazi biletlilerinin alkışı kesilince
kurnazlıkla sahnenin tekrarı için bir mola istedi
ve basamaklardan inerek kulisin kapısını açtı
yanımda kıyafetini değiştirirken buhar gücüyle çalışan bir tren gibiydi
çıplaktı , mütevazi değildim ve biletim yoktu
kendi kendime bastonunda sigara söndüren bir ihtiyar gibi homurdandım
bir şey söylemesini beklediğim telaşlılığında
önce bir kol girdabıyda caddeyi
sonra beline vuran dalgalarla tekneyi itti
bir süre sonra yüzüme baktığında
bu deformelerde oluşan sorguyu erteleyip
dayanıklılık noktasında gezinmesini izledim
sonra tekrar sahneye çıktı
yılmayışını değil rezilliğini alkışlıyorlardı
perde bitimine kadar kuliste bekledim
oyun bitti , alkış kesildi
duyduğum gürültü kulağıma eğilerek başardığını söylüyordu
fakat onu kulise geri getiren rayları titremedi
sahnede vagonlarını taşıyorlardı
çıplaktı
bu defa ben mütevazi olmak zorundaydım
sigara paketimi yeni açmıştım
ve cebimde yeterince param vardı
ses kesildikten 3 sigara sonra sahneye çıktım
her rolü oynayabilirdim
çünkü sahnenin ışığını açık unutmuşlardı
ama sahnede aradığımı bulamadım
haz yoktu .. kimse yoktu
artık biletli biri gibi olmak
ve hiç yoktan bir vagon kazanmak istiyordum
mütevazi biletlileri gibi oturdum koltuğa
direkt sahneyi karşıdan görüyordum
kıçımın altındaki zengin bir biletti
 alkışlamaya başladım
bu bedenimin bilincime yaptığı düşük tempolu bir protesto alkışıydı . Sonra durdu .
 o korkunç kaosun arkasında kalan sessizliği dinlerken
apar topar içeri biri girdi
trenin herhangi bir vagonunun herhangi bir görevlisiydi
unuttuğu paltoyu alıp çıktı
dışarısı sıcaktı & tren buharlıydı

bütün makinistler bir treni hareket ettirebilirlerdi - dedim
ve tekrar kulise girdim . sabaha kadar orada bekledim

tekrar gelecekti , bundan emindi


14 Ağustos 2016 Pazar

Meriyogra


 
olmayan bir kelimeyi ağzından çıkararak senaryodan kopmuştu
mütevazi biletlilerinin alkışı kesilince
kurnazlıkla sahnenin tekrarı için bir mola istedi
ve basamaklardan inerek kulisin kapısını açtı
yanımda kıyafetini değiştirirken buhar gücüyle çalışan bir tren gibiydi
çıplaktı , mütevazi değildim ve biletim yoktu
kendi kendime bastonunda sigara söndüren bir ihtiyar gibi homurdandım
bir şey söylemesini beklediğim telaşlılığında
önce bir kol girdabıyda caddeyi
sonra beline vuran dalgalarla tekneyi itti
bir süre sonra yüzüme baktığında
bu deformelerde oluşan sorguyu erteleyip
dayanıklılık noktasında gezinmesini izledim
sonra tekrar sahneye çıktı
yılmayışını değil rezilliğini alkışlıyorlardı
perde bitimine kadar kuliste bekledim
oyun bitti , alkış kesildi
duyduğum gürültü kulağıma eğilerek başardığını söylüyordu
fakat onu kulise geri getiren rayları titremedi
sahnede vagonlarını taşıyorlardı
çıplaktı
bu defa ben mütevazi olmak zorundaydım
sigara paketimi yeni açmıştım
ve cebimde yeterince param vardı
ses kesildikten 3 sigara sonra sahneye çıktım
her rolü oynayabilirdim
çünkü sahnenin ışığını açık unutmuşlardı
ama sahnede aradığımı bulamadım
haz yoktu .. kimse yoktu
artık biletli biri gibi olmak
ve hiç yoktan bir vagon kazanmak istiyordum
mütevazi biletlileri gibi oturdum koltuğa
direkt sahneyi karşıdan görüyordum
kıçımın altındaki zengin bir biletti
 alkışlamaya başladım
bu bedenimin bilincime yaptığı düşük tempolu bir protesto alkışıydı . Sonra durdu .
 o korkunç kaosun arkasında kalan sessizliği dinlerken
apar topar içeri biri girdi
trenin herhangi bir vagonunun herhangi bir görevlisiydi
unuttuğu paltoyu alıp çıktı
dışarısı sıcaktı & tren buharlıydı

bütün makinistler bir treni hareket ettirebilirlerdi - dedim
ve tekrar kulise girdim . sabaha kadar orada bekledim

tekrar gelecekti , bundan emindi
 
//
 
her şeyi kaybetmişlik hissini parmak uçlarımda toplayıp
üşümeye başlamıştım 
 
bütün insanların nefesleriymiş sanırım burayı ısıtan 
 
sahneyi ve her şeyi terkedip istasyona doğru yürüdüm
 trene biletsiz bindim 
cam kenarı şansımı düşünürken karşıma ihtiyar bir adam oturdu
yüzündeki çizgilere rağmen huzurlu bakışları vardı 
ama poşeti kin kusuyordu
içinden birkaç şeyin yerini değiştirikten sonra ağzını bağlayıp yere koydu
poşet susmak bilmiyordu
son canını veriyordu belki de ama inanılmaz kaptırmıştım kendimi 
hızlıca kalkıp , indim ve yürümeye başladım 
 
camlardaki afişler tek bir sahneye koca bir tabelaydı 
mükemmel bir sahne buldum diye düşündüm
kuliste sahneyi programlamasam da 
biletli bir seyirci olmanın hazzını alabileceğimi umdum 
 
öyle de oldu
inanılmaz sıcaktı içerisi 
üzerimdeki paltoyu çıkartıp askılığa yürüdüm
sonra meriyogra çıktı sahneye 
ne olacağını iyi biliyordum 
sahneyi terkedecek ve onu takip edenlerle birlikte yürüyecekti
ben de fırladım peşlerinden 
 
meriyograyı takip ediyorduk 
birden o üşümeyi tekrar hissettim 
fakat bu defa her şeye sahiptim 
korkuyla karışık paltomu hatırladığımda hafif gülümseyerek ve koşarak geri döndüm
 
içeride en ön koltukta biri oturuyordu 
ne aptal bir adam ama dedim içimden 
dışarıda festival var ama o boş sahneyi izliyor 
 
böyle düşünmem için çok zaman geçmişti
o an bir basamak daha çıktığımı hissettim
önceyi umursamayıp vücut ısımı hatırlatan paltoma kavuştuktan sonra 
meriyograyı takip eden insanları yakaladım
 
asla çok uzaklaşmazlardı , bundan emindim
 
///
 
önümdeki insanlar kalabalıklaştıkça
meriyogranın dalga gücü en baştan sonra doğru eğimini arttırmış olmalı ki
önlerden birisi bağırmaya başladı
 
- meriyogra yok ! onu kaybettik , bizi atlattı . 
..kimse şaşırmamıştı 
 
geri dönenler ,
yan sokağa sapanlar ,
hâlâ umudu olup yoluna devam edenler ,
bir sonraki an için sabitlenenler ,
kimse .
aralarında dolanan kelimeler arasında
- yine -
krallığını kurup adını zehirliyordu
 
göz bebeğimi genişleten çivilerle
kuliste olacağını düşündüm meriyogranın
 
tren hazırdı 
hiç beklemedim 
biletimin ucunu hafif cebimden çıkartmış olarak bindim
 
 yaşlı adam oradaydı
 poşeti uyuyordu 
huzurluydu 
 
sıra ve süratle
aklımdaki sahnelerden objeler geçiyordu
oturduğum cam kenarından göründüğü gibi dışarısı 
 
aralarında zihnimin absürt objeleri de geçse senaryoyu tümleyip anlayabiliyordum
ve bir sonraki hareketimi tasarlayabiliyordum
 
 en son hezârfen ahmed çelebi alakasız bir şekilde 
beynimde bir bant aralığında görülünce
sinirli bir gülümsemeyle başımı salladım
görüntünün gitmesi için
 
ihtiyar aşırı rahatsız olmuştu bu yaptığımla
hemen poşetinin ağzını aştı 
ve içinden bir şeylerin yerini değiştirdi
 
sonrası aynı hikaye
poşet kin kusuyordu
 
ineceğim yere kadar bu ihtiyarın bütün her şeyi yönettiğini düşündüm
 ve ineceğim yere kadar hem bu düşünceye hem de çıkan sese direndim
 
ulaştığımda yerime
ilginç şekilde sanki sahnede biri oynuyor gibi bir ambiyans vardı 
 
kar zorla düşüyordu yere ve taşlara direnmiş yoldaşsız tek sokak lambası
bütün devrimini giriş kapısında yapıyordu
 
ilerledim ve kapıyı araladım
 alkış ve ayaklanan seyircilerin gürültüsüyle içeri girdim
 
tek umudum arkamda meriyogranın olmasıydı
bu yüzden birkaç defa arkama baktım
ama yoktu
 
içerisi inanılmaz sıcaktı
hemen paltomu aldılar
övgü sözleriyle
kadehimi elime sıkıştırmış şekilde ağır ağır ilerliyorduk
 
sahneye çıktım
aklım meriyogradaydı
sürekli alkışlanıyor ve kaygılanıyordum
 
ön koltukta ihtiyarı gördüm
tek yanaklı gülüşüyle poşeti havaya kaldırmış içinin boş olduğunu gösteriyordu 
biraz eğilerek şükranda bulundum

sonra orayı terk etti
o kadar kaos vardı ki içeride kapıdan çıkması 2-3 dakikasını aldı 
 
artık giçbir şey gelişmiyordu
sahne aynı sahnede kalakalmıştı
bu çıkmazın içinde ve aciliyetinde olup biteni düşündüm
 
ilk eylemim
olmayan bir kelimeyi düşünmek oldu
ve çok geçmeden buldum
ağzımdan çıkardım ve bütün mütevazi biletlilerimin üzerine dağıttım
 
sahnedeki düğüm açıldı
ve hızla kulise koştum
 
kuliste meriyogra
 meriyogranın yüzünde ihtiyar adamın huzuru
 ellerindeyse kinini kaybetmiş bir poşet
 
sarılmak için üzerine adımlarken
elini poşetin içindeki biir şeylerin yerini değiştirmek için kullandı
durmuyordum
 durmuyordu
 
bu bağın etrafında dönmeye başlamıştı sabırsız izleyicilerimizin sesleri  
sahneye bekleniyorduk
ihtimalimde meriyogra çıkacaktı sahneye
çünkü bir şeyler hep değişiyordu o poşetin içinde
o yüzden biraz daha sarılıyordum 
devinimini hissedip bağı çözdüm
-hızlı ol dediğini duyduğumda önce ihtimalimi siktirettim
sonra koşmaya başladık
ona asla yetişemiyordum
ama mesafeyi de stabil tutuyordum
ara ara arkaya dönüp hiç koşmuyormuş gibi
- uyuyacağız - çok yorulduk , uyuyacağız 
diye bağırıyordu
 
asla üşümeyecektik , bundan emindik 
 
 

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Epik


son çağ solucanları
fırdöndüyü boyuyorlar
kanca güneşte bekletiliyor
aynı zamanda kuruyor sandal verniği

 çekingen dileklerimizle
 neptüne seküler bir zeplinde 
biz olmadan
bize eşlik edecek şarkı
 
rastgele
 
 
jupiter sunset - highway man 
  https://www.youtube.com/watch?v=YuWpihpk9eA


 
 


11 Ağustos 2016 Perşembe

Fade Out

 
ötesi lokmanın -yoklar çıkarsa da
oyuktaki gün yüzü bütün ütülülerini kırıştırıyor
 
 italik gerginliğin kaygındaki üstünlüğü
merdivenlerinden aşağı inerken
sakinliği devral
 
yakasına toz kondurmayan bu kölelik için
traşlı bir kifaye

-yabancı bir lavaboda önce günaydını kurtar .
 

 
 

10 Ağustos 2016 Çarşamba

F

 Manhattan Night
gün için izlenilesi

 hepsi tek bir hikaye evlat 
hepsi tek bir hikaye
 -

 -

9 Ağustos 2016 Salı

Tepeden Topuğa

 çarçur zihnin
görsel hafızadan öğrenimini tamamlayıp
 yaşam çizmesi
yoz birikintilerin 
diz hizasında kuruyan
 çamurlarını andırıyor
 
 yaftada 
rafa sığmayan bir gerçek 
 ağzını bantlarken
suyunda yalan diye inliyor çıplaklığı
 
fırsatın dürbününü çalan
gerçeğe uzak
 
pek tabii önce tuzağı budar

kulaklarında asma kat bir şarkı
numaralandırılmış fazladan iki kural
 günün gün olduğuna inanmayan ve zamanı aparatlandıran 
 
 
 


8 Ağustos 2016 Pazartesi

Ay Tekrarı

 
 
karar verir daraltılar karaltıdan çıkmaya
yolu sever kalpazan , çıkmaz olsa kopyalar
gemisi alabora olanlara odam yarım ada
hayat çürük elma soyar , çekirdeğinde kurtlar yaşat

dallara as , kıymetli dilekleri
coğramyamda titriyor sinek ısırığı bileklerin
pinekleyen biletlerim , en güzel serüvendir
ödeşsem bir tekerle yine de sivri dilim açar delik

kapat perdeleri , sen içerde bir şahitsin
kararı hortlatan ve suçuna ortak olan güneştir
ay bir ayin , tanrı tanımaz bir katil
eti sizin kemik leziz , azı dişimin sakini


dinlendir kıyafeti , duydukların hurafedir
askılıkta uzay , huylarındaysa ziyafetim
korkuluktan sandala bir seyir defteri izinde
suya girmeye çalışan solucan bence ölmeliydi


ay çatılara değdi
niyeti evler değildi
ay çatılara değdi
peşinden geldiğim için

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Leylandiler

hicvi minimalist suratlarda delirmiş sürrealizmin kalıplarındaki soyut her şey bizi kandırıyor 
oysa duyduğumuz sadece emrivaki leylandilerin konseridir

ihtiyarlığımız
aralarında satırbaşları gündeliğine oturmuş rutin hatırlatmalarla
vuku bulmuş rastlantısal belirginlikler arasında
köprünün inşasını tamamladığında
 yakaların bir o kadar önemsiz olduğunu aitliğindeki düğme söylüyor bize
 
ihtiyarlığımız dinleniyor oldukça realist bir tutumda 
 
zamanın evcil solucanlarının zihinlerinde depara kalkışan her heves çürüyecektir 
o yüzden birazdan daha fazla korkun !

sesler , şiş evrenin 
 
gişesinde olsa bile biletleri karaborsanın
oldukça yüksek bedeli gelgitleri izlemenin 

tesir edecekse başkalaşmak
taşlarını satmak veyahut inkar
 
 milyara vuruyor ses
emir gelmese bile aynı duruyor leylandiler
ihtiyarlar sesten rahatsız 
biletlerini gişeye götürüyorlar
gelgit bavulunu topluyor
 
gel gidelim
 
 
 
 


4 Ağustos 2016 Perşembe

Kuyu Uydurmacası


derme çatma yatkınlıklara aykırı söylemde bulunan 
ve aynı zamanda evrenin karnında beslenen yeni bir evrene karşı
 şart koşulmuş bant kaydı

tekrarlarında bir fark arayan 
kandığı satmış

oysa idealize yorgunluğun küsüratı dokunmaktı
düpedüz palavra 
 


3 Ağustos 2016 Çarşamba

Galibarda , Kül ve Haki

naifliğe bozuk atan sesin
ağır aksak yürüyüşünle
caddendeki tezgahları bir bir yoklarken

.. şehir arkandan gülümser

canavarlarını atlattın !
senin boyama kitapların sandıkların içinde

fiyatını kendin belirlediğin bir yolculuk
şeritleri takip eden gözün kapandığında
kitaplarını saklayan küçük kızı buluyorsun

sana canavarlarından bahsediyor

inanılmaz gidiyorsun
şeritler yakalanmayacak kadar bıkmış gözlerinde

kartlaşıyor sesin
bir kalem verseler ellerine canavarlarının
çizerler hemen
silüetini

daha belirgin olması için
birkaç renk getiriyorum

galibarda , kül ve haki

 -
Who'll release you from the circus?