31 Mart 2017 Cuma

İs

kozmos 
ricasını
 alçakgönüllü anlaşmamızın memnuniyetine
ve
imzanın sağduyusuna külle çalarken 
 
monizm bir omzumu cama dayar
 
sanırım bir sonraki devinim için
meridyen tokasına raylar döşeyeceğim
 
 
 
 
 



 


29 Mart 2017 Çarşamba

İlk Hece

yukarılara munis silüetini bırak
çünkü temas
tiyatral boktan senaryolar kadar 
hâlâ yer yatağında asparagas geçmiş hikayeler dinliyor
.
 ama artık zihnini okuyamıyorum 
ve bu dahil yalanlar söyleyebiliyorum (!)
.
.. sandal çiz
saat yönünde 90 derece çevir
şimdi göğe bırak
 ne gördün ?
 görünen o ki bu defa ben çarpıyorum 
.
hileyle başlayan cümlenin devamında bir denek 
fiyortlardan
 turuncu şişeler fırlatırken
suya daha fazla yansıyor
broz tito benim için
füme apoletiyle
planktonu göz hapsinde tutuyor 
ben de bir yandan görüş günü için reformlar hazırlıyorum
.
kasaba bıkkını festivalden arda kalan çöplerin arasında
kendini aklamaya çabalarken rüzgara yenik düşüyor

.
melodram benim için
siyaha çalan şarkının gramofonunda plaklara iğneler sivriltiyor
bu yüzden her şeyden sivri dilimi ıska geçiriyorum
  .
ama bunca karmaşanın içinde
bütün samimiyetimle
camilla'ya
( bandini'nin diliyle  )
'manzaramızı bozmuşlar güzel camilla diyebiliyorum'
.


.
  We were never ones to sit in place.
But when we travel all our roads are bent.
The straight and narrow’s never known our names.
Gettin’ lost is how we find our way.
Well gettin’ lost is how we find our way.
Yeah gettin’ lost is how we find our way.
.
All of them summers, we keep them in our bones, our blood, our heartbeats.
While all of the winters, have hardened our skins and sharpened our outlooks.
Yeah all of them summers, we keep them in our bones, our blood, our heartbeats.
While all of the winters have hardened our skins, and sharpened our outlooks again.
.
You say we’re all lost souls, so we’re never alone.
Say we’re all lost souls, so we’re never alone.
You say we’re all lost souls, so we’re never alone.
Say we’re all lost souls, so we’re never alone.
.


28 Mart 2017 Salı

Pivavl

 tuşa basın !
21. gününde senaryoya dönüyoruz
bana kalırsa bu yeterli kopukluktu

 .
kostümü yerinden aldığım gibi
istikamet transatlantik
yörüngemde kuramın adı
' pivavl '
 .
yüzler belirginken
konsantre uyum ,
  hecelerine ayrılmış zamanlar
ve motif sarkacında
renkli kalemler istiyorum


 .
 .
oh who is she ?
a misty memory
a haunting face,
is she a lost embrace ?
.
am i in love with just a theme ?
or is ayesha just a dream ?
a mystery
oh who is she ?
.
i call her name
across an endless plain
she'll answer me
where ever she may be
.
somewhere across the sea of time
a love immortal just like mine
will come to me eternally
.
immortal she
return to me 
 .

26 Mart 2017 Pazar

Per

vesaire üstüne vesaire ile
  orion yayında papyonlar
 
 mıknatıs : çakra 
kıta kukladan
 
 çıplak salon
ayrı oda
ve kendine müteşekkir panjurlar
 



Late at night, watching the satellites
North Carolina and the rolling hills
Orion, draws back the arrow
Aiming at the heart of a scarecrow
Cloud to cloud, hour to hour
Dust to dust, flower to flower
I close my eyes, so I might dream
Won't you meet me
When the Sun stands still?
And I will, be there in bells
I thought I was in love once, I don't know
I was over dressed and scared to be alone
The pain is there, for to protect
If it didn't hurt then we'd all bleed to death
Black to black, reel to reel
Heart to heart, shield to shield
I close my eyes, so I might dream
Won't you meet me
When the Sun stands still?
And I will, be there in bells
The Great Spirit rose over ol' St. Paul
You are forever forgiven and all
I fell asleep and woke up in the sky
There was a light so bright, I could see through my skin
All the sorrow and the cold north wind
I had to go through
I had to find you
Dollar to dollar, broke to broke
Ash to ash, smoke to smoke
I close my eyes, so I might dream
Won't you meet me
When the Sun stands still?
And I will, be there in bells
I will be there in bells

24 Mart 2017 Cuma

Aruni Parranda

yeni bir şeyler
 

teşekkürler (!) istediğim bu
bu gece kozmos üvey ve dul
transparan teleskop hazırlar bir soru
öyleyse kurguya gebe mi meteorum ?

kancalar boğumda solucan yorgunu
işaret parmağımda izmarit tortusu
gogol'un paltosu !
bir akşam üstü şehir kadar yorgunum
bana okyanusları savunun !

çünkü o da bir gün toz olur
kartpostala poz , deklanşöre köz olup
patakülleden öteye , daha öteye
aruni parranda da kül olun

eylemlerden öte hareketsizliktir sanı
misina kopar şamandıra kalır
su çekilirse kayık batık
balık ölürse kılçık savım


kanmıyor
salmıyor bu dünyayı
parlıyor tin mil öteye

hüznümü öp de
kendini terketme

ziyanı yok
kendini kahretme


gogol - palto / kitap
patakülle / eğlenerek zaman geçirme ,
aruni parranda / deniz ötesi , denizin ötesi
san / ün


23 Mart 2017 Perşembe

Raf Fa

 saçları tarafında
batığın batıl çorapları gizinde 
 
öpüş benimle





22 Mart 2017 Çarşamba

Küme ( Tepe Kamerası Ağzından )

sgraffio'dan bu yana 
doğaçlama kuramlarla
haddinden ve tahminimden fazla duvar buldum
bir çizimle bin kayık dolaştırdım

ve nihayet şu tepe kamerasına uzaşacak eldivenleri buldum
 
mercekten ilk göze çarpan kuram
bilinçli son başlangıçtır / bilinçli düşüş yükseliştir

.ah. unutmadan
yabancı kalanlar için tanıştırayım
 tepe kamerası gurablista'nın azı dişi
misina geven nüshasıdır 
asla şu sağ tarafta duran solucan evcilleştiricisini (!) düşünmez

içeriği değişse de tanım aynıdır
 
deliklerin uranüsleştiği boyutta 
ve  özerklik cüretine tanık oluşumumun groteskliğinde 
deja vu sarmalına dolaşmışlığımın  tarihsel manidarlığı üzerine
eylem noksanlığımı sav olarak tırnaklara boyadım 
renk ne kadar da önemsiz !

solucan deliklerinin zihninden geçenleri ön görüyle çırptığımda
kesinliği ters yönden adımlamak
hüzünlü bir dağınıklıktı

gösteriş kitapları aykırı düşüncelerle yaşanırken
gülünç bulduğum dram
trajediyle öpüştürdü beni
ima ettiğimse bir üst basamakta başka bir kitap 

ve buna bağlı 
kuram dışında aksini iddaa edemediğim bir şey :
 
bana danışmadan bir solucan evcilleştiricisi mi işe aldın ?
öyleyse çırağımı yanıma ver evren !
 
aynı kitap birçok solucanın elinde yazarını öldürürken
çaylak toplumsal düzüşme etiğini 
buralara kadar çeken 
nedeni söylerim sana ! 
 
ama matbaa çoğunlukla
aptallıkta oturtur
söyle o çırağa
kimliği ötekileştirirsen yaptıklarından sorumlu olmazsın ! 
bu , evcilleştirmeden öte sürünmeyi uzatmaktır

her neyse
tepe merceğinin sonlara yakın anonsu !
-kaygılar beyinleri kemirmekte ustalaşır
 
toplum yavaşladığında ilk güdü yozluk olacaktır
şuan toplumun hızlı ilerlediğini mi söyledim ? 
hayır ! zürafa bokunun üzerinde dönen sinek daha tanımlayıcı olur
 
  turuncu enternasyonelin teker valsı
çatı katının iflasçı ellerinden daha gözde 
ama bayan le eve kedi almayı düşünüyor
kendinden emin ip makasının karşısında gergin duruyor
fakat bunlar sadece tek başınalıkta dokunabilinen hisler

 ve benden bile dürüst modelajın bildiğini örtbas ederken
mumlarından güzel bir sakinlik için dilek dilerim
 
tepe kamerasını yerine koyma vakti
eldivenleri çıkartma vakti
 
güzel bir müzik
koltuğum temiz
çiçekler erir 
!
 
 





 
 






20 Mart 2017 Pazartesi

Neredeyse Bugün

 yıl
bugün
ekinoksun 
denek parçalarını
kenetler mezurasında

şaşmayan bu düzlemlerinde
eşit dağıttığı zamanı tanıyarak
 hissettirdiği ışınları boyatır güneşe ve ay'a

eğimlerle & değirmenler
meridyenlere kefillerdir
bugün

daha çok benimledir zihnime sıçrayan motif
fakat retinamdır inatla muhalif olan

..ama
bu teras
bugün bana bunların dışında
bir şeyi anımsatmaya çabalıyor

ama ne var ki yine hatırlayamıyorum

dünyaya uzanan bir açılış perdesinde
önlüklü kornişlerin 
üzerimize kamuflaj ettikleri 
örtüye beni sararken
 
ilk ve son temasımızda ne söylemiştin kulağıma ?




 

19 Mart 2017 Pazar

Vaktiyle ; Sıra , Tüm , Çark


 balkon aralarından çıkmazları
 iyi huylu gömleklerin ceplerini
gece tezgahının düşlediği yatağımı 
yazlıkçı olgunun beceremediğini
uzun burunlu zeminin perde dekoltesini
tiyatral bohçacının ürününü
jilet kaçığında renk korkutan suskunluğu
vernikli tenin sembolist paydosunu
 renk cümbüşü antikahramanın aslını
hatır konuşmasının halkasını
kedilerini köpeklerle seven çığlığı 
önlüğün abaküs aşkını
suyun kıskaç gelgitlerindeki ihtişamı
kozmos dilin yıldız üslubu söylediklerini
ve özerkliğini isteyen toprağın yüzlerini

.. şeritlemiş bu bandın 
dengesi yüzümde öyle kayıp ki

onlara zihnimin neptününde gülümserken
hüznün bağlı ellerinde dayatılmış teşekkürler sunuyorum





You go for a walk in the park 'cause you don't need anything
Your hand that you sometimes hold doesn't do anything
The face that you see in the door isn't standing there anymore

In a matter of time, it would slip from my mind
In and out of my life, you would slip from my mind
In a matter of time

The face that you saw in the door isn't looking at you anymore
The name that you call in its place isn't waiting for your embrace
The world that you love to behold cannot hold you anymore

In a matter of time it, would slip from my mind
In and out of my life, you would slip from my mind
In a matter of time

More, you want more
More, you want more
More, you want more, you tell me
More, only time can run me
More, you want more, you tell me
More, only time can run me
More, you want more you tell me
More, only time can run me
More, you want more, you tell me
More, only time can run me
More, you want more, you tell me
More, only time can run me
More, you want more, you tell me

18 Mart 2017 Cumartesi

Vaka

 mükellefi olduğum arşivler
 füme hedefinden şaştığında 
vaka , yakamda gevşetilmiş kravatların desenlerini gözler önüne serer
ve eğer
 kuvars matbaam
hiyerarşi ciltlerinde themis'in dirseğinden yoksun olursa
diz hizasında  
kuraklıktan yakınan sazlıklara kulak verir

gölge koyuluğu arttığında
bar kapanışına kadar bekleyen krizantemlerle birlikte
  eksilsin diye çıkarttığımızda çevreyi kolaçan eden foyaları ortaya
 temenni görev nişanlar

bu görev kendi içinde kendinden ayrı birçok anlam taşır
 
ve evrene itaat temel prensiptir 
dikta yakamı boyarken benim ütülü kravatımı tut !


voltamda yalanlar seçerken 
 bir kitap çarpacağım

yayı uzatacağım
turuncu ay'a kadar 
 




 


14 Mart 2017 Salı

Kahve İçin Vagon Perdesi

.
 ötekileştirilmiş bir çizim
koridorunda
 bana zorla kabuklarını boyattığı için
.
tedirgin her eklem kışkırtmasında
  yelkovan sırçadandı !
  .
anın uzattığı
çöpler arasından şansıma sinaps-ı çektim
ve yabancı gelmeyen bu izdüşüm tanışıklığı 
proleter jargonumda bir küfürle zihnimde gıcırdamalara başladı
.

ay'ı sağ omzuma sattığımda
suçlulukla ödeşmeye başladım ve tam da istediğim gibiydi
anlayabilirdim fakat benim tedirginlik üzerine yalıtımım yoktu
.
ay'ı sol omzuma aldığımda
anlamış ve kurtulmuş gibi hissettim
tarkovsky ayna-sında çitler üzerinde solucanlar evcilleştiriyordum
.
bu elbette bize dair son ve tek sahne değildi
.
zihnimdeki listacılar
- çarçur etmek - söylemini derinlemesine düşünmemden yana
pek tabii ben de
.
rafta boktan bir kitap
                                                                     oku okuyabilirsen
.
yatakta tura bir surat
 uyu uyuyabilirsen !










Sonuçlar

.
belirlendiği kadar
sınır çizgisi
ve çerçeve toplandı 

 afestival gişesinde bilet ararken
aynı zamanda bir bütünü oluşturan parçaları tamamladım
.
yorgunluğuma kum ararken
 ay'ı oraya kendi koymuş kadar emin perdeyi araladı
 .







13 Mart 2017 Pazartesi

Fora

kesinlikte
bahaneler biriktiriyor ve değiştiriyorum denklemi

bu , burada yadırganamaz bir kurama sıkıştırılmış not

'içime sinmedi'

festivalciler için üzgünüm
 





11 Mart 2017 Cumartesi

Diyalektik İlerleyişte Tinselliğe İlave

lumbuzdan içeri aldığımız dünyanın şahitliğinde
kısa bir rota notu :
.
her ne taraftan giderseniz gidin oraya varacaksınız !
.
bu değerli paçavrayı okuduktan sonra
  gülümsemeyle saati devirip
vardavelalara kostümü astım
.
ne de olsa bu bir çıplaklığın nicel ölçümüydü
.
lumbuza geri döndüğümde
dolaşmak için onlarca sokak vardı
çıkmaz , yasak , yaya ve ağır aksak
.
fakat ayaklarım zihnimi kontrol altına aldığında
kaybolmanın şehvet değeriyle terledim

mekanik uyum 
nabız ruhunun hissettirdiğiyle uyudu
.
 kareye sığmak için
hızımızı yavaşlatıyoruz ( knot: 4 )
merceklerinizi hazırlayın
.


10 Mart 2017 Cuma

Kepenk Marşı


dürbünümdeki püriten merceklerle
festival
tin mil öteden göründü
.
isteklerimin karşılanması üzerine
 minnet duyduğumu gösteren mektubu dalgalara yazmaya karar verdim
..
 temennim : umarım kıyıya vurmuştur 
  ve umarım grafologlarınız çoktan çözmüşlerdir
gördüklerimi ..
 hissettiklerimi  ..
 duyduklarımı ve ağırlığımı..
.
neptün'den bu yana
 arşiv güzergahımın realizmle çarpışmasından çıkan kusursuzluk  
beni bütün hislerimde detone kıldı
buna hazırlıklı sayılırım
bu yüzden
larissa'ya bazen uzunca bakarken ve hiçbir şey düşünmüyorken yakaladığımda kendimi
düzensiz bir akortla tutuşturuyorum
.
 şüphesiz bu
şaşkınlık ve sarsıntı uzantısında 
yakılmış bir ateşin dumanıdır
..
sis içinde ses
..

9 Mart 2017 Perşembe

Siz Karar Verin

 
 solucanların doğru evcilleştirildiğini müjdeleyen evren
misinayı ağırlaştırarak 
pandora' nın kutusunda hapsolanı çıkartıyor

şimdilik dönüş yolunda
kıyıda şölen havası estiren
yağmur dansçıları
ve ateş etrafında dönen şaibeler istiyorum
 
 
 
 
 
 



7 Mart 2017 Salı

Sgraffio

 
 tahminin yanılgısı
olası kayıplarını hesaplayan kurnaz ölçümlerle
duyarlı harflerini seçerken 
hiçbir zaman aynı dilde konuşmadığımız gerçeğine ulaştım

ve bu gerçek beni bir defa daha
valizine tıkıp 
dünyaya fırlattı

üstelik bu senaryonun tek kostümü
 rutin bağlamlarla dikilmiş boktan bir toplumun öğretilerini yansıtmakla meşgul değilken oldu

bu , bu kadar ilizyonun arasında bu şekilde nasıl anlaşılmış olabilir
pek aklım almadı
büyük olasılıkla gurablista diktiğim tabelalardan sığlık getirmemden rahatsız

yorgunluğum tahammül sınırımı yukarı çekiyor
ve kostümü uzun bir süreliğine yerine koyuyorum
 nüshalar biraz senaryodan kopsun

artık bana sadece biralar ısmarlayıp
sigaralar uzatın

ama birgün solungaçta uyuyup
gurablista kepenklerini kapattığında
vandallık taslayanlar o gün
kendilerine hiç inanmadan kepenk üzerine yazıyor olacak
 
- ya değilse 
 


 

6 Mart 2017 Pazartesi

Cepheden

miktar vermem gerekirse
.
çoğunlukla
.
ay çevresindeki çember altında
 odağımla birlikte
.

tüm teferruat birikimlerimizle ilerleyip
 söylenecek şeyler üzerine tahminler yürüttük
.
çembere kalırsa bu kadarı bile yeterliydi
.
ama bana kalırsa eh !
.
 cepheden göründüğü gibi
 burası yanılmadı hiç !
.
ve enternasyonal turuncum karşısında ırkçı söylemim
mükafat mendillerini
tik tak sayacına bocaladığı an
 daha fazla vaktimin kalmadığını farkettim
.
ay'ı ne zaman böyle görsem
hep bunu hissederim
.


önce
solungaca uzanan zaman için
oyalandığım her şey
katlanılmaz bir metronomla
 derimin altında sürünmeye başlar
.

sonra
boynumdaki merkürleri zihnimdeki neptünle çarpışır
ve ortaya çıkan evrende
-buraya ait değilsin- diyen rüyayla uyanırım
.
fakat rivayetler bu gezegenle içli dışlıdır
.
belirsizliği jartiyerini sıyırırken
çelişkisi sigarasını yakar
.

.





3 Mart 2017 Cuma

Yağmur



.
acelesi yok ya
yağar belki birazdan
tura gelmiştir şansına
veya lafa tutmuştur bulutlar
.
öyle ya !
toprakla ilk sarılmalarında
bu kente çamur akar
.
ve lekeli ilizyonun hoyratına yakalananlar hiç yanılmadan
hep sığınacak bir yer arar
.
acelesi yok ya
telaşlandırma stabil yol adımlarını
bak hem hazır değil mazgallar
.
ağaçlar henüz asmamışlar ceketlerini askılığa
belki bir ihtiyar arabasını yıkatmamıştır da henüz
veya aşıklar
ışıklarını kapatmamıştır dünyaya
daha manidar olan kısık sesleriyle yuvarlarlar uzaya sitemlerini
.
ama acelesi yok ya
yağar belki birazdan
.
senin için altıüstü göle saplanan iğnelerdir retinanda
akabinde dönüşür milyar halkaya
.
şimdi hüzünlerimizin öpüştüğü bir mesafede
inanmışçasına gözlerimi kapattım ben
.
müjden pullarına dokundu
minnetle
göğe sıçra
.

Fırlatılış

gönyenin sağlamasını yapan formülü
'yağmur'
adı altında
birkaç gün içinde band kaydına kıstıracağım
.
ve tasarı süregelendir
tek başına bir nüsha ile sindirilemez
.
öyleyse gözlerimizi bütüne yayalım
ve birlikte sıralayalım
.
dönüp baktığımızda listemizde ilk olarak duran şey
.
! kuram ,
.
arkasından solucanvari içerikler ,
 .
sonra tozlu bir band kaydı ,
.
onların arkasından saptırma veya hedef şaşırtma ( genellikle silinirler )
.
akabinde fırlatılış ,
.
sonrasında yeni bir band kaydı 
.
ve nihayet o tinsel bekleyiş
.
neden mi ?
çünkü
   horatius'un carpe diem algısına
ve bir de dejenere kitlelerin çekimli fiillerine hiç içim ısınmadı


.