30 Ocak 2017 Pazartesi

Elyel

 gecenin apoleti elyel ;
 
realite armoniyle
ellerine kartlar yerleştirip , yüzünde ezber bozuyorum



28 Ocak 2017 Cumartesi

Ve Duyuyoruz

Bir zirvede kıvrılmışız
aşağılarda edatla sarılmış dürbünün çalgısından anlatıyorlar bizi
duymak için suskunluk satın alıyoruz bulutlardan

ve duyuyoruz 
sırtın kırgın manzarada tembihlediklerimle bana yakarıyormuş
işe bak !

bu coğrafya uydularımızla sevişirken
ağzımıza tıkıyormuş bütün gezegenlerimizi

solucanlarımı yetiştiriyormuşum marsın kraterli teninde
balık dengine

şarkı dürbünün çalgısı 
ismini hatırlamıyorum







27 Ocak 2017 Cuma

1501

 
dudaklarına çektiğin bayat bir ruj
siktir !
 kendime çektiğim en güzel sansür 
 

 
                                                                                                  neptün f.
                                                                                                    müzik çok



göz göze

/




you don't need me anymore
casting stones after dark
up to my neck
casting stones after dark
endless night

days and seasons , years and eons
turn of the phrase
up in the blaze
days and seasons , years and eons
turn of the phrase
up in the blaze
bringing me back home to you

horses on a carousel , synchronous in ups and downs
as if the moons of jupiter were fading in the western sun
say the word and I will take your hand
say the word , I will take your hand
say the word , I will be more than a man

I hear the music from the carousel hovering above our heads
cast shadows over us , temporarily eclipse our worries
we are been waiting for the plot , waiting for the plot to ticken
and I'm threadbare , and way too proud
to give it up and turn around now

all these years we are going strong
hollywood babylon
say the word and I will take your hand
say the word , I will be more than a man

snowdonia , we'll make our escape
snowdonia , who rewinds the tapes?
snowdoia , the stars blink when you laugh
the seasons revolve around your mahnet's coil

26 Ocak 2017 Perşembe

 
 
sabahında
 
 
 
sneaking out late
getting drunk for the sake of it
we watched the moon go down

thought I saw you
walking down main street
was it my mind
 playing dirty tricks on me?
the summer storms
your shirt that I wore
does the rain make you think of me?

25 Ocak 2017 Çarşamba

Maniplede Kontesin Dudakları

burayı bulacağımı bilmeliydin !
.
bu atölyeyi terketmeden önce
kimin portresini yarıda bırakmıştın morse ?
.
cevapsızlığına hakveriyorum epey uzun zaman geçti 
alınma ama burası pislik içinde morse !
.
 fakat gözü yoran toz ve sis içinde
bir örtü inatla -altımda temiz bir şey saklıyorum -  diyor
sen de duyuyor musun morse ?
.
telaşlanma ! örtüyü henüz kaldırmadım
.
ben söylemlere kulak asmam , gördüklerim önceliktir
mesela
biraz mekanik kağıtlarında yazanlara
biraz da tellerin çiçekvari şekilde koyulduğu vazolara gözatacağım 
.
titre morse !
örtü elimde
örtü gerçekten altında şahane bir şey saklıyormuş 
sen de ben de söylemlere inanmalıyız artık !
.
ne mi söyleyeceğim ? haha.ha !
.
yüzünü dön
bana söylemelisin !  kim bu morse ?
bütün ayrıntıları özenle belirtmişken sen , bu kontesin dudağı neden yarım ?
bu portre neden yarım morse  ?
bu atölyeyi neden terkettin ?
.
her şeyi biliyorum
onu bulup öptüm morse !
bu portreyi ben tamamlayacağım 
. 
maniplede azı dişin kalmış
ama hâlâ inatla soruyorsun   
tanrı ne yaptı ?
.
                                            samuel morse'e sevgilerle / gu.
                       morse atölyesinden
.
.



24 Ocak 2017 Salı

N-in

halattan kopmuş köprücük üzerinde bir  - ben
sandalımda dinlenirken
sağ omzumda ezilen çiçeklerin dinletisi 
yönünü değiştir ve kostüme sarıl der ...

yönümü değiştirip orada beklerim
ceplerimde kostümün düğmeleri ve zamanın tehditleri
ay giderken üzgün
çiçeklere küfrüm övgü 
bir koydan dönüyordum ben ve her şey için üzgündüm

yatık -v- ortasına nokta 
aklımdaki motif buydu sanırım durduğum su anagram

gördüklerim duyduklarımı yalanlayan yalanla dansa başlar
bileklerse küsürat

küsürattır mukavvadan avuçları ise yara
hoşça kalda bile yüzü frapan

enkazda van gogh sen bari çiçek aç
çünkü bir kurşun da bende var




23 Ocak 2017 Pazartesi

22 Ocak 2017 Pazar

Yine de

bu labirentte 
rujla parlattığı tırnaklarıyla
bir çembere tutunur
.
çemberiyle birlikte  ..mevsim kiri camından yollar seçer
  .
ve labirentin diğer çember kuvvetlerine saygı eyleminde bulunmak için 
tekerleriyle birlikte duraksar
.
bir bütün olarak ilerlediğimizi düşünüp
dizlerindeki robotvari dalgalanmaları izlerim 
 .
beynim bu labirentte savrulurken
aklımın bir köşesinde çalan şarkıya tutunmaya çalışırım
.
 .
 like waves to the shore
part of the ocean
the stars high above
part of the sky
.
now i drift to you
i dream of a river
a water so blue
wish i could live there

wish you were here..
like the air that i breathe
u'll always be there
the wings that i need
when i wanna fly
.
now i drift to you
i dream of a river
a water so blue
wish i could live there
 .

21 Ocak 2017 Cumartesi

Dışından

 -pek farkı yok

 
 


 I live by the river
And I hide my house away
Then just like the river
I can change my ways
Oh, if you come to love me
You would stay forever
Inside my heart
Inside my dreams
And time will fade
In time we'll love

In the street we walk as beggars
In the alley faithless kings
Ah, but it's the truth of life
That chains us in between
Those lost moments we steal
To keep our love alive
And our prize so tired after all the pain
And time will fade
In time we'll love
 


20 Ocak 2017 Cuma

19 Ocak 2017 Perşembe

Bkz.

 
milyar kimyada 
salgısı değiştirilmiş ağıtlarınızın
kurtarıcısı olmaz ; 
o yüzden
manifestolarınızı , komplo teorileriniz arasında aramayı bırakın .
 
çünkü ! 
tuvalinde Jeanne Duval olan Baudelaire bile
renge bulaştıkça kin besleyen harfler seçti

çünkü ! 
Mayakovski'nin son mektubunda pul gevmişti Lili






18 Ocak 2017 Çarşamba

Gölge Ayıbı / Arleken

 .
 fıçının bekçisi konfüçyüs ! 
.
efendim lütfen bağışlayın.. 
-yüzleri kurtacak olan ceplerinizdeki düsturlar mıydı ?
.
oysa minik bir kasılma için risorius'a sadece jonglörler yetebiliyormuş
korkunç bir varsayım öyle değil mi ?
 .
ama feyerabend'ın akla vedası
tabula rasa-da kahve lekesi olarak kalır
.
aristippos ise hâlâ bir çatı altında hazdan geberiyormuş 
üstelik kimsenin haberi yok
muazzam inşa !
.
lyotard yaşam olarak muhtemelen saraydaki genç bir kadını baz alıyordu 
ve -post takılı kaygısı yaşlılığıydı
 .
efendim bağışlayın fazla ileri gittim
ama laozi öküzünü aramaya gitti 
ve buda uyuyor 
 .






12 Ocak 2017 Perşembe

Radyoband

Noktürn

çivisi çöp çıkmış bir şarkıya mahcubum
çöplerini yaktığım bir alevden bu uğultu
gürültüden ziyade anlatmak istediklerine
piyalenin parmaklarıma sunduğuyla
birlikte avunduğumuz
çünkü her yükünü taşıyordum
ama cebimde dünyanın nakliyatı var
döküldüğün yeri hatırlıyor musun
hafızamın yokuşunda ve sürünmüşlüğünün düğmelerinde
son selamına ben hala gülümsüyorum
tuttuğum gibi vidasından burkuyorum
başka bir kolun halkası görevinden uzakta
ne de olsa hapsolmazdın ,
ve kurtulursun da birazdan
çarpa çarpa kaç bu koridorun yüzünü okşayan ışığından
ben çağın uykusu derim
kuyruklu yıldızın ilerleyen boş mantosuna
rezervem portrendeyken
toprağı da kuruttum , artı ya bir artı daha
orda dur , acele etme neptün
gördüğün sadece frekansımızın ön yüzüydü
sesin gelmeden
yüzünü ekşit biraz , tadı sek içilmeyen
ama damağımda kalsın diye
yüzünü de buruşturmam



10 Ocak 2017 Salı

Akaşa Kayıtlarında Kargaşa

  .
izler , vücuda eklenmiş yeni eklemlerdir
sesler , ahenk için kuşanmış bakireler
.
yüzler , uykuda dinlenmiş rüyalardır
görüntüler , yaşam için uyarlanmış rivayetler
.
gelecek , seslere ve yüzlere eklenmiş izlerdir 
geçmiş , seslerden ve yüzlerden eksilmiş görüntüler
.
 günün .. bir koşu gidip geldiği kararlılığı bile dogmadır
ki çatlamış dudaklarıyla eskimiş yol ayrımıdır dünün
.


9 Ocak 2017 Pazartesi

Fil

muallaktan bir prova
 vasata yakın
.
ve günler emrimizdeyse , sanırım zihnimiz yılların maşasıdır
 .
önce ışığı açacağım sonra yansıyacağız
.





4 Ocak 2017 Çarşamba

Koan

 
radyoda güzel bir şarkıyı bitmesine yakın yakalayınca
sinirle ceketime sinmiş kontrbasların tellerini yanmış ametistle boyadım 
  ve buna orada kimse karışmadı

güzel bir yerde olmalıyım diye düşünüp
 saygıyla ve biraz hayranlıkla
etrafı gözetlemeye başladım

devasa tavanda büyük gözlü bir balık ağı vardı
tavanı tamamen kaplıyordu
ağın mantarlarından meşaleler ise aşağı doğru sarkıtılmıştı
nasıl oluyorsa ışık her yere uzanıyordu
 
ve yer o kadar genişti ki bulunduğum yerden mozaik gözümde tamamlanamıyordu
mozaik eğer bir yük treniyse , ben o an sadece vagondaki bir fıçının üzerindeydim
 
 kapılara hiç görmediğim bir alfabeden harfler kazınmıştı
masalara tepetaklak koyulmuştu kadehler 

duvarlara birkaç vazo zincirlenmişti 
duvarlar yazarların sevmeyeceği kadar sadeydi

nefes almaya gerek olmayan bir yerdi
ama ben boğulmaya başladım
 
aralıklarla ayaklı bir askılığa yalvardım
 - birlikte kaçalım !

koan : mantıklı düşünceyle cevaplanması mümkün olmayan, yalnız sezgilerle anlaşılabilen hikâye
ağ mantarı : balıkçıların ağları su yüzünde tutmak için kullandıkları mantardan yapılmış şamandıra
 



3 Ocak 2017 Salı

Tornistan

ben ne zaman durulmuş suyunda bir halkada belirsem
şaşırır ve telaşlanır
.
aynı zamanda şans eseri bir başka güç tarafından sunulmuş
topuklarının akordunu kaçıracak cezbedici bir keşfe davet edilirdin
.
her seferinde bunu bir fırsat olarak algılayıp
o panik içinde şaşırtıcı bir şekilde daha da güzelleşir
 sonrasında giderdin
.
payıma düşen korkak dalgalarla birlikte
az biraz şansa küfürle
şunu inatla savunurduk
-  keşifte merak ettiğin hiçbir şey yoktu !
.
çünkü halihazırda her yer senindi
.
 fakat hiçbir zaman yenilginin uzattığı eli kavrayan bir elim olmadı
..düştüm peşinize
.
fazla gizli olmayan bir mesafede
'davetsiz' damgamda imzamı saklayan dalgalarına müteşekkirdim
 .
ve senin özgürlüğün
  kalın mercekli bir dürbünden misafir ettiğim kırılmaları ağırlayan retinamda
hapsolurdu
.
beklentinde patlattığın havai fişekleri ,
doygun tatminleri ,

sadece sana özgü mavi ay'ı
bulamaz
 aksine oraya ( geceye)
  yanlış yaşlandığını düşünen tüm yetişkinler gibi
düşünmek için bırakılırdın
.
yenilgi-ni kabul edip oradan dönerdim
.

fazla gizli olmayan bir mesafede okunabilen
pupada italik bir pekiştirme el sallardı
.
'bas-bayağı'
.
pupa : teknenin arka tarafı 
tornistan : deniz taşıtının geriye dönmesi 
-


-



2 Ocak 2017 Pazartesi

Poz

.
 eksilmemek için
 nefesini
tuttuğunu biliyorum
.
ellerini yumruk yapıp
ceplerinde sakladığını da
.
ve çok uzaktan da olsa öfkeni duyabiliyorum
sanki dağılmış bir sesi paketlemişler de adaklarını adıyorlar

ne yazık ki bunu yapanları tanımıyorum
 .
ama ellerin çok yakınımda
ve onlar küçük
onlar güzel
.
bu yüzden dengene zımbaladığın gülümseyişten düşebiliyorum
hayır.. beni parçalamıyor
ben eksilirken sadece nefesini tutuyorsun
.. ne ince bir davranış .
.

kabalık edip
sana maket pusulalar yaparken
 kayboluşunu saklamaya çalışıyorsun
ve ben hâlâ seni izliyorum
.
dünyayı itebiliyorum , dünyanın içindeyken
.

.




What do you care?

1 Ocak 2017 Pazar

Saydam

yılın şarkısını ilk günden seçiyorum , bağışlayın
görseli bir şeyler erteletebilir 
 sözleri göbeğinizde yürüsün


 -
We sail in a ship and the timbers are weak
Through the storm clouds the rainbows the rainbows we seek
.
We sail for horizons that one day will end
To sleep with the fishes on that we depend
.
The wind when it howls we shiver with fear
In our bowels we do know we'll face no new year
.
We sail for horizons that one day will end
To sleep with the fishes on that we depend
.
The sea rips us open like a vice cracks a nut
Like a bum is cut down by a left upper cut
.
We sail for horizons that one day will end
To sleep with the fishes on that we depend
-