31 Ekim 2014 Cuma

köpekler oynadığı zamanda adanmışsın kendine
kalabalıkta sansürün boğumlanmış
 
 gölgende
çok doğrudur seçim

insan kişiye indirgemiş inancını kaybettiğinde
 
insan istemez bir ruh hali
böceklerin tanıklığıyla
insan daha ne kadar dibe inebilir

 
ki her zaman insan içindekileri birleştirdiği bir doğruda denklemdir
 
 
 
 
 
 
 
 

29 Ekim 2014 Çarşamba

miami gecesine dair
ve molalarda düşündüğüm şey
her planın işlediğine yönelik

ve planların güzergahı öyle boktan yerde ki
olabildiğince kendime çekiliyorum

ama bir karardan düzenlenmiş analizse
buraya bir gülümseme bırakıyor

kafamı yaşayacağım bir yer
hayıflanmıyorum






o hisse uğradığımda hep üşüyoruz
 

26 Ekim 2014 Pazar

İf - Gölge Çirkin Sayılmaz




marifetli gösteriş , her ana tanıkken
geceye uzanmış kimliğin imzalarında senetler
berber pintiliğiyle eline makaslar alıp
uyuşmuş bir coğrafyayı baştan sona hesapladı

duraksadı
ve sonra yine duraksadı
almış başını gitmiş bir yabancılıkla karşılaştım
burkulan ayaklara suçum vardı yazın
fakat sakın dolunayı gökyüzünde korumayın


dramanın kültü mülk
nerede unuttun lükse kaçıp ellerinde aradığım düşü
önemsiz bir hikayenin nüshalarında övün
ve hergün nasıl daha kötüye gidebilir
bunu bi düşün


gecede ölçülür çıkmazların şiiri
geçmiş zamandan bir yoldur neptün'ün eğeri

bebeğim

ruhum açıklarında bir denizfeneri
bu gece okyanusların rengini sevmezsin


deniz öyle uzak ki
şarapla 1 saat
gölge çirkin sayılmaz
güneşe soyunsan
direnişi yavaş geçmiş 
pazar
sarı ya da siyah tokalar sunuyor her uyandığımda

beyaz kanatlı bir kelebeğin parlaklığına tanığım 
 yeniden
ama burada kimse fotoğraflamıyor artık
yazdan sıcak bir sevinçle
 
bezmiş gücüm
hafif bir sonucu
nedenlendiriyor balkonumda
 her şey o kadar değişmiş ki
gölgemde prangalı empati
ve
rujunu kurutan yarım içilmiş ayazın bardağında kuruyor ruhum

masada olmam istenmezken
bir de suçlanmışım 
kör bir motifin içinde
korkunç durumda olan hafızam
fısıldıyor

acı sırıtıyor

hesaplayamıyorum bunca gaddarlığı

evrenin kahkahası
bu defa tek başımayım


 




 


25 Ekim 2014 Cumartesi

müzik içinde melodinin devrimi
1:35
ve içine soktuğu tünel
beni eski bir bankta görmek istiyor
hazırlanıyorum

ama gitmiyorum

23 Ekim 2014 Perşembe





mazgalına güveniyor
direniyor yağmura
sabahı dikizleyen kin geceden daha kurak
bozuk para dansıyla
eşlik ediyor masaya
bardağına çarpan sesle değişmiyor
yazı ya da tura
kuramıyor saati
katran didaktik
resimleri giyotin
italik bir sarhoşlukla
seçtiği doğruyu
alkışlarımla yanıltmış rotaya doğruyum
pratik kristaller , bu patikanın ağzı yok
bir çığlık duymuş ya , yanına çağırıyor
yer banliyö
hırkamı çalıyor bu soğuk
mandalina kokmuş tırnaklarını yakıyorum
sonra şehre dalıyoruz
uyuşmuş betonlar ve bandolar
göğe verilmiş direktiftir ray
hep yanlış yola
zaman hareketlenir
takip et beni
hiçbir şeyin doğrusu yok
hiçbir şeyin doğrusu o
her şeyin yanlışı çok
her şeyin yanlışı o

21 Ekim 2014 Salı

mola
 





atılmış zokalar da var
çoğu solucan leşine küf
kurumuşlar güneşte ve
bağlanmamışlar misinaya


öfkem , gölün içinde kalmış ağaçlara
çünkü zokalar
saplandı
ve koptu oltalardan

burada tanrının dişleri mısır
ellerinde solucan yem
ellerime bakıp hepsi misina sıyrığı der

oltanın ucu eğrilmişti
bir fırtına mizahında
botlarımı giyip koşmuştum
yakalamıştım kuyruğundan

dedim : sen sigaramı söndür lan
bu havada balık olmaz
sandalıma kiraladığım kolyeyi soran olma
aya borçlandım , günde bir gölge de aya
ister ol kasırga ama izlerimi sayan olma


bu çamurlar ayaklarını sahiplenir
yağmur başlar
yağmur sonra

20 Ekim 2014 Pazartesi

en keyifsizinden
koltuğa gömülmek



beni paraşütle düşürdüğün akla
imzalar say

 ve dal

kulacın şu sınırlarını çizdiğim zamanda güzel

bahset hayatlarından birisinde bile hayat bulamadığı
ve hatta çoğunu kiraya verdiğini

mücevherler önünde parlarken dakikliğin

hediyen meteor avcumda
ve bir de iki yanlı kurdela
taş için su bayat bir bahane


taneyi kucakla
düzineler sar
pamuk bu defa gaddar
hafif olan hava

ve hep yazık olur noksanlar
 yazı sarı barok dönemine mizah
aynı şekilde sigara da

kesinliği bilinmez ama
evden çıkmamayı
hatta kendime küçük sürprizler yapıp
geceye kahveler sunmayı düşünüyorum

bir gnostiğin güncesini takip edip
çembere dahil olmanın vakti

çünkü
yeterince gezegen yemledim 

çünkü yeterince benim ben olmadığım 
yerlere aitlendim 

saçmalıklar ve sığlıkların içinde
yozu çürüttüm 

hafızamın boktanlığında eksiklikler ve memnuniyetsizliği tartıp
kıyafetimi tekrardan diktim
çünkü hatırlamıyordum beni

ama an yaşanmadı
hep bir sonraki aşamaya planlandı

sistemde küçük düğümlerle
büyük bir bağ

kulağıma geliyor
eğiliyor
ince bileklerinden kopmuş 
alkış
uzaklaşıyor satırdan

- huzurlu bir uyku
 avcunda bir sarılışa pazarlanırken -



19 Ekim 2014 Pazar

kırılmış buz
su çok renk
 
her şey hızlı
 
neptün'de balıkçı benim
 
oturmuş bir sistem
fakat devrime ihtiyacı var
 
sağlaması dışa dönük
kurtulamama : sonucun doğru olarak onaylanması

yerim tasarıda geçit
bir köprü de değil

konak lamba bozukluğunda korku

dünyanın yollarında  eklem ağrısı
içten bir saat

çatlak buz tek renkli
 

18 Ekim 2014 Cumartesi

sonrasında eve koşmak

ben gibi
odaya alışamamış haplar

 selam veriyorlar 
atlıyorlar boğazıma
 
sabitlemek zor
anı

ki ben ilk deneyimi gerçekleştirdiğimde
laboratuvar enkazdı

bedenim dökülmüştü
ama beynimi hazırlamıştım her şeye

vesveseler uzatıyorum geçmişten
geleceğe
 
-yeni kapılar keşfediyor ve çıkıyor yola-
diyorum kendime
    bu ambiyanstan başka
her yerde mutlu

sen gökle anlaş

bir karar çıkıyor ortaya ve
 toplanıp gidiyoruz çoğu yerden

ütüsüz yüzden
karambol anları


17 Ekim 2014 Cuma

 
çoğu zahmetli çiçekleri yetiştirenlerin bildiği gibi
koyu bir renge bürünmek istercesine
belirliyordu vakti

güneşi
açmayı
solumayı 
ve
uyumayı
 .
aynı anda kötüydü
istenilmemişti

sövülesi çıkmazda
küçük adımlar vardı

bu tamamiyle yanılgıydı
ya da yanlış anlaşılma




çaldı



14 Ekim 2014 Salı

ayazında vakitli yürüyüş
hemen arkasına düşmüş bağımlı bir sarılış
ve semtin kaldırımları

bakkalarına girmiş hırsızlar laf arasında çalıyorlar üç beş yalan
yeni komutlar sallanıyormuş balkonlarında
emri antikalaşmış bir küfür de olsa

evrenselliği yitirip
kalıp bir dille
anlatıyor dönen lastikleri
beton beton değilmiş aslında tökezleyince acıtmazmış dizleri

çatlaklar ya da oyuklar diyerek başlıyor muhabbete

sonrasında
bir şeyler yaratıyor
tahta parçalarından

talaş kokulu atmosferinde bir sigara yakıyorum
sıkılmış beynimden
camları soruyorum
ve sonrasında kirine sıkıştırılmış onlarca solucanı

sidik torbaları güneşe tükürük olup
kürklü bir hayvan anlatısında mizahı dengelerken
ciddiyetin o mitolojik meselesini geçiriyor içinden


buruşmuş yüzün de olsa
gününü gün et der gibi dolaptan çıkarıyor metalik mavi bir ressamın alkolünü

fırça kirpiğimden kısa
götürebildiği yere kadar takılıyorum arkasına
boya bittiğinde hafızamın boktanlığından tüzel bir kişilikte can bulmuş bir renk ödünç alıyorum

şu kazalar diyorum
lastiklerin kadifesi mi ?

ya da evim mi halkaya takılmış ?

her şey geçti mırıldamasıyla bir şişe atıyor kucağıma
dudağımın kenarını silmeme neden olan bir hayvanlığa bürünüyorum
her şey yoluna giriyor korkusu ve telaşı

böyle içmezdim ben deyip atıyorum suçu ona

ama suçu suç kabul etmemiş bir kurnazlıkta hataya zorlanmışım
akıllı telefonların kitlesel bir savaş aracı hatta çağın hastalığı getirisinin kaynağı olarak gösteriyorum

konuyu dağıtma çabamdaki gülümseme
yerini dudağın yanak tarafından çekildiği zamana sarılasıya kadar devam ediyor

diyorum ki hiç sarılmadık seninle
kolların olsaydı keşke
rafta rastladığım silik bir kimliksin sen
adın ?

12 Ekim 2014 Pazar

Çakmaklar ve Köpekler

kadrajda durağanlığın gölgesinde şiirler sıkıştırıldı
arp tellerinde ileriye çevrildi bilinç
hüzün leşe dönüşmüş tekliği kardı çamurda

şimdi köpeklerin dişleri kırık sesi biz

 
zun alak - flowers


sözleri dün
 
 

11 Ekim 2014 Cumartesi

edilgenlik üzerine olasılık düzeneği için
 
iki olasılık vardır
biri içeriğinde onlarca bölüme ayrılır
diğeri ise kısır döngüde mantığa bürünmüştür

ilk sırada bölümlere ayrılmış olasılık var
 
şimdi 100 kişi seçin
ve hepsine tek tek elma çekirdeğini gösterin

onun elma çekirdeği olduğunu söyleyeceklerdir
ama sizde imgelenmiş şey bir mandalina çekirdeğidir
 
bu nedenle olasılığın
yani ele aldığımız ilk olasılığın bölümlerinde bir şeyler ararsınız
elma çekirdeğinin aslında  mandalina çekirdeği olduğunu kanıtlamak için
ihtimallerini gütmeye inanmışsınızdır bu varsayımla

bu yüz kişiye açılmış en büyük savaştır
ki bu savaşı açmak kazanmakla eş değer

fakat tarih sizden eş değer ve bir yaklaşık sonuçlar istemez
kesin olan cevap elma çekirdeğidir
ve onu asla olasılıkta parçalarına ayırıp mandalina çekirdeğidir diyemezsiniz

bu da bu savaşı aslında kaybettiniz demektir
yine olasılığa dönen bu ironide dönüş epey tatlı

fakat elma çekirdeği
ağızlarda bir fazlalıktır
tükürülmek üzere boğaza doğru itilmiştir
ve yere düşüşü öyle sert olacaktır ki
bir karınca tarafından hafifçe kaldırılabilecektir
 
işte tam o anda 
150 kişiyle birlikte 151 . kişi olmanın neşesini tadacağız 
artık bu bir olasılık değil
evet diyeceğiz - bu bir elma çekirdeği

ve hiç kimse o an olasılıktaki mandalina çekirdeğini anımsamayacak
 
151 kişi de
akıllarında bir elma çekirdeği imgesiyle ilerleyecek
151 kişi de kazanacak
 
ama birisi yeniden savaş açmaya kalkarsa
portakal çekirdeği algısıyla
151  kişi de ona
152 ismiyle seslenecek 
olasılıkta bir repertuardır ihtimaliyle olasılık bölümleri artacak
ama 151 kişi de sonucu bilecekler

sayı fazlalaştıkça bölümler artacak
olasılıkları öldürmek için süreç gerekiyor
aslında herkes bu savaşı kaybediyor
ama birlik oluşları kazanmakla eş değer
ve bu defa tarih bir yaklaşık bir sonuca bile razı
 
ikinci sıradaki olasılık ise
kolaya kaçmaktır
ama mantıklıdır da
ve asla zaman gerekmez
ki zaten öngörüdür
 
çoğu zaman
ingiltere'ye yuvarlanmış bir katmanı
maldivya'da aramanın mantıksız olduğunu bilmektir

çekirdek ayrımına uğramaz
bütün her şey genel sıfatlarıyla anılır
çekirdek çekirdektir

ve bu olasılıkta ingiltere yeterince dolu bilgidir
plaka kodu ya da başkentini bilmek gereksizdir 
ya da haritada yerini gösterebilmek oldukça yersizdir

iki tür olasılığın karışımında ortaya 
bir çekirdek çıkar
ingiltere'de uzlaşamazlar
doğru tek düzeliğin yanlışında birlik olanların bildiğidir
ve doğrudur
 
ve o an olasılık kendini sonlandırır
bir bilge çıkartır ortaya
bu bilge bir bilgi verdiğinde
o bilgi doğrudur
 
152 bilge
152 farklı çekirdek
152 burukluk
152 doğru 
152 kesinlik

ama doğrudan değil hepsi edilgen

 
güne gelince
günü es geçemem
 
- zokadan çıkartıldı
 ve ben hiç kargaburun kullanmadım

 ama artık
söylem yok
 
gökle anlaştım

 

10 Ekim 2014 Cuma

bu yıkımlar
molozlar dolusu araziye götürüyor bilinenleri
inşa yok
yığımlar sadece
farklı taşlar olsalar da
toz polenler arasında 
parlak olanlar yüceliyor 
adım göçebe
ama
yanlarına alabildikleri kadar
tanık almaya çabalıyorlar

hiç birisi yaşamıyor
öykülere , romanlara sığdırdıkları anlatımla
anlıyordunuz bir zamanlar yaşadıklarını

bu duyumlar
başka bir araziye götürüyor tanıkları

burada kar var
her şey beyaz örtülü
burada henüz betimlenmemişolan biten
patlak tekerler var
ama yol canlı
hafızalarda pek bir şey de yok

iz bırakmadan
ilerliyoruz




eve gitmek istemiyor
 ama gitmek istediği bir yer de yok

bu çıkmazda bedenini
yolda kovalıyor
beyni

çürümüş anektod
zamanında

benden bir hitler yaratmıştı
zamanla stalin'e dönüşen
 
köşküm yok dedim o'na
bana lavabonun yerini sorar ihtimaline

eve gitmek istemiyordum
ama gideceğim ve gittiğim yerlere de isteğim yoktu

sokaktan besleniyordum
şiire dönüşüyordu tüm iç sesler

 
 
 

9 Ekim 2014 Perşembe

günler ilerletememiş
ama uzun zaman geçmiş hissi

saati aya tekamül





8 Ekim 2014 Çarşamba

Yeterince Bilinç Deney Gerektirmez



balığa ben kadar uzaklıkta
solucan evcilleştirilmek için
seçilmiş bir paltom vardı
çıkmaza ve memnuniyetsizliğe sarılı
cebinde not
adresi tanık
düğmelerine rol
ister istemez planlanıyorduk
teşekkürler sunuyorduk

sakinlik ve hikaye
bu konuda terfi

umut
 suyun yüzeyi

7 Ekim 2014 Salı

oltayı koydan çekerken
hatırlatıyorum kendime
benlik adına açılmış günün boykotu
uğrayacak
kulaklarına
yüzü şiş güneşin 
ne yapıp ne yapmadığı
ya da 
hangi semtte kaosa yol açıp açmadığı
ikinci liste sonlarına saklı artık
bilgilendiriliyoruz 
ya da kafeste bağıran kuşlardan olmamıza az kalmışken
dizginleniyoruz
özenilen hayat 
diretilmiş kuklalara
kalabalıkta yavşan
pişmanlar
ki
köpeklerini salmaya çabalıyorlar her gece
her gece köpeklerine yedirdikleri ruhlarından bahsediyorlar başka köpeklere
ne yazık ki
özgürlük diye tanımlanan kazazedelerin 
kafalarında beyin yoktu

solucanlar dolaşıyordu
delikler açılmıştı
boya yoktu
boya olsaydı da kurumazdı 
bu laçkalıkta

ne ki
aptallığa birlik olmak benim canımı sıkıyor
hatta o listede yer almak
çok duramam o ipte
dengem beynimden hasarlı

bu baygınlıkta
sana masallar anlatılamaz
sabah uyşukluğu için
gece nüshası
bugün hiçbir müziğin içinden geçilmemişken henüz

5 Ekim 2014 Pazar

enerjimi alıyor bu sevişme
 sabahı omzuma saplı
karlı bir işten çıkmışçasına

 uyuyakalmış aklım
ve bir de
gece molası titreyişlerle 
kışa üşümüş günün bulutsuzluğu

düğümlerden
fazla yavaşlatılmış an çıplak

 bir sonraki hareketi olasılıklara ayırıp
beklenmedik parçada sallanırken
geç kalınmış 
çöplüklere

sadece verdiğim kararları hatırlayabildiğin bir kimyasalla
boğuşuyor ruhum kargaların gagaları altında
 hepsinde yazılı ayrı bir kural

enerjimi alıyor bu tepelerden canlı bir şeylere bakmak
ve neyse enerjimi alıyor bu sevişme

boynumda izler bırakarak
vardığı yerin
kimliksizliğinde
bir gagaya dönüşüp
adımı tekrarlıyor

 .
tekrarları takip ediyor kargalar
.

tüm öpücüklerin gagaya dönüştüğü
çöplüklerde
 bir şeyler anlatmaya çabalayan 
paradokların dilinde suskun









fade out


4 Ekim 2014 Cumartesi

 gereksizlik departmanında
hız kopartmadan
resmi bir dil bulmuşçasına
iniyor merdivenden

ayakları düşman
boynu ilk asker

kitlenmedik kapı bırakmadığından emin olmak için
bağırıyor

köklü dilekçenin harfleri küçük başlıkta
kabul görmemiş

devralıp tekrardan satmaya kalkıyor bedenini
 kollarını ucuza verdiği bir kokpitte ruhu

artık yönü belirleyemiyor
dağa doğru
güneşle birlikte ilerliyorlar

ay için fazla yaşlı gözlerinde
güzel ticaret








3 Ekim 2014 Cuma




olsunlar fazla uzlaşmış sahneden
soruyorlar

sadece doğruluyorlar

patlatmamak için bu geceyi

karşılaşıyorum  da
konum , konum değil

yerimden ziyade
camlarıma küfrü
 dünyanın

 panjurlarından göremeyeceğin  manzara


bu dünya
bir robot takmış peşime


yoruyor
ve
yıkıyor

 tüm diş sıkışlarımda zamanın binalarını

yanaklarımda sıkışmış bir kasın
zahmeti de olsa
açılmıyor ağzım

pembenin içinde robotlar artıyor

sebeplerine bakılınca tenekelerinden

gevşiyor
tüm sinirler

kapılar
yeni boya kokusunda kapalı

kaçıp gidilecek bir yer yok artık
bu koku uyuşturuyor
bu koku
gaddar

bir robot
kolunu kaptırırsa

bu gece avuçlarında bir not yakala

 .
notaysa çalma
renkse boyama
kelimeyse uyma




 .
süslen
 

1 Ekim 2014 Çarşamba

anlatıma sinmiş
çekirdekler mevsime dairse
karıncalar battaniyelere ait
kesit 
kısık kırılmış seste
kuruntu
yüzler leşlerle suçlu
uyku arasında kıstırılmış kancalarında

bana kanıtlanıyor ben

aksilik ya bu
aynı zamanda alınıyor içeri

nedir sahi
bir karınca için en yüce çekirdek kabuğu ?