31 Mart 2015 Salı

üstü başı resmiyetten kurtulmayanın düşünceleri kurallarla sınırlıdır 
ve bu kurallar özgür bir düşünceye atılacak adımı her zaman engeller

yardımsever bir elle kravatı gevşetirseniz
oksijende boğulurlar
 
yine de hedefte yürüyorum
 
başka bir gezegende suyla çağdaş bir değere sahip
benim gezegenimde bir balık bulunursa şayet
 
 şarkımız 
harflere saygısızlığın
manifestosunu bağırıyor
 
 
 
 
 

30 Mart 2015 Pazartesi

valvata

bu gece tüm müzikler canımı sıkıyor


filmimiz
-song of the sea-


 
ileri düzeyde erteleyebildiğin bir şeyin önüne konması
ve kuram içinde şartlanışı

zaman radyasyondur
 
ve 
bu kalıcı hasarda
 
koyu renkli italiğin kitlesi
açık renkli bir istek olur

-





29 Mart 2015 Pazar

mağaramdan çıkmadan önce yanıma aldığım eski senaryolar
şimdiye dek solucan deliklerinde 
kısa süreli piyesler sergiledi
 
izlenebilirliğinden değil
bir nevi dinleniş için konaklamaydılar
 
-rakam üç çizgi-

inkarlar arkamdan gelen kinli bir sese dönüşüyor

 dikkatle ilerlemem
3.yılı dolmuş bir senaryo için

çünkü
zincirde bulunan sıradaki halka
tahminden çok uzakta
 
yönüm
asil bir gölgenin içine doğru 
 
 gerekli dökümanda şimdilik eksik yok 
biraz şans toplarsam rölyefinden 
önce ışığı keseceğim
 
fakat öncelikle
bir deliği daha hızla geçmem gerekiyor

şarkımız - ne olacak ? - sorusunda prima donna

bırakın
inkarlar
yağmur yağarken
 ekosistemlerinde bize ne olduklarını söylesin 
 
 
 
 


26 Mart 2015 Perşembe

sırtına zımbalanmış çok sayıda şiir dibinde
yok sayıyor küfü


o
 tarifini mümkün kılmış korkunç aşıklarını arkasına katarak
bir tepeyi aşıyor

tepede yığılmış kötürüm ay
ağaçlarıyla sevmiyor bu dansı

eğer benim anlatımımda kahramana dönüşecek olsaydı
yine de teşekkür etmezdim
 
 
 




25 Mart 2015 Çarşamba

kramp transları rampa satsa
  kimse risk almazdı
 
 




öykü anlatımı şeklinde
bir bant kaydı
 
 
 
-


geceye şartlanmış sabah sisinde kaybolurken aklım
yüzünü yarılayan maske , bizi kuzgunuyla karşıladı
söyleceklerinin ihtimalinde yön de vardı edat da
fakat gerçekleşir olacaklar içinde en olmayacak olanı

ben korksam da ayırmadım gözümü ondan
çünkü gözkapağında henüz uyanmamıştı domuzlar (burnuyla homurdar )
sonra çıkarmıştı güneşin haylazlığı sabahı sabahlıktan
yaratmıştı etrafımda yükselen bir şehri

gözünü dikmişti
ben de çaresizce öteledim
benim değil demek zorunda kaldığım matarayı

etrafımda dolaşıp ceplerimi yokladı
bulduğu bir akşamdı , saydam da olsa ay da vardı

matarayı kaptığında gülmeye başladı
dişlerinden hayli haytaca , şimdi biraz manzara

üzerinde kuzgunuyla aynı renge boyanmış bir transparanla
şehre doğru giderken hala hırsız anlatır kuzgununa beni

arsenikle doldurduğum matarayı kafasına dikerken
kahkahasından uzaktaki düşeceği yeri gagaladı beynim

24 Mart 2015 Salı


kabarcıklardan anladığım kadarıyla
sanırım bir solungaca sahip
ve
ismi nitelendirdiğim koşul
içinde canlı barındırıyor olmalı

şarkımız 
bu ihtimallerin içinde kostümünü denemek için çekilen perde sesi

                                                         ..unutmadan -evde değiliz


23 Mart 2015 Pazartesi

dilimlediğim et
fileto olup zokaya bağırınca 
 
 çelişkide pişen insan közüne
hatrı küllerim
 
yine de
 genizler yutkunur kaypak falda isi
 
çaylaklığından sıra kalırsa
kendinden arta kalan
bir kiri de kabullenmiştir dünyanın dili

                                         ..zemine çakılır

hoşnutluğunun arkasından dönen dolaplarda kravatlarımın şarkısı
 -
 
 
 



22 Mart 2015 Pazar

grotesk kaplamalarla çürüyen dünyada
dekadans hakaretti
-
natüralist laçkalık 
imgenin himayesinde köleliği benimsediğinde
öncelikle bağımsızlığını kazanmış kelimeleri reddetti
-
öyle ya su üstünde yürüyemez kavalyeler
düvedir göbekleri
şişirilmiş bir topla kaleye doğru ilerlerler 
ve başları havadadır
-
ama dekadanslar kalenin kale olmadığını söylediğinde
natüralistler için ne kadar da masmavi ve sonsuz oluyor değil mi gökyüzü 

 : ))

 şarkımız diafondan duyulsa
kapı değil pencere açtırır





19 Mart 2015 Perşembe

gözden kaçırılmış olma ihtimallerinin nadasında
 kazara bulduğum salyangoz
davamda reddedilmiş savunmaları dinletiyor
 
  ambians gürültüye kaçtıkça kısıyor sesi
radyo hızında gülünçlüğün notlarını 'den den' leyen frekansı hiç kaybetmiyoruz
 
koro yorgungillerden ve ritmi kaçırıyor 
 
güya dinlenilmiyor
 
kabuğunda tepsilenmiş kahvesiyle
gökte yıldız dansına kayıyor aklımız




18 Mart 2015 Çarşamba

16-17-18

kimsenin bahsetmediği bir gerçekte 
herkes vardır 
ve orada
her birey yanlış olana bilinçli olarak inanmıştır

..
 
farkındalık faydacılığa kadınlarını satarken
harfin hafifliği örter üstlerini
 
oysa orada kanepenin bir kolu kırıktır
  dahiyane bir fikirle önce kollarından vazgeçerler

daha sonra son kata çıkarır basamaklar onları
balkon demirleri yoktur
ve balkonda durmak zorundadırlar
 
bir beton çıkıntısına güvendiler
ucu açık bir balkon
 
sanırım bilmiyorlar
aşşağıda kusursuz bir manzara olduklarını
 
 
 





17 Mart 2015 Salı

Göç


Hırsız büstü demir parmaklıklarıyla koruduğu evin 
duvarlarındaki tablolara yerleştirdiği tozları temizlikten sayıp arada sırada bir üflüyor 
 Daha sonra gözüne kaçanların arkasından sövdüğü koltuğunda 
ukala bir tavırla tekrar doğruluyordu 
 Parmaklarındaki tafonilere sıkıştırdığı sigarasını kendinden uzağa çekerek 
hafif delilik barındıran ifadesiyle şu konuşmayı yapıyordu .
.
- bu tanrının formu , hareketlenmenizi sağladığım için en az o'nun kadar aptalım.
.
Konuşması bittiğinde anekdotlarda yakalanmış davranışların yaşlı depolarına inmek için
başka şehirden çaldığı merdiveni kullanıyor ve orada hala polisler arıyordu onu .
.
Suçlulukla merdivenden inerken tahtaların birleştiği noktalarda bağıran çivileri 
 çivilerin açtığı oyuklarda yaşayan tırtılları seyrediyordu 
 kelebek olasıya kadar 
Şanslı ki merdivende zaman kavramı yoktu 
 evrimi saniyesinde izleyip şer şey olup bitiyor , ayağını sallandırdığı ilk parkeye atıyordu adımını . 
.
Bu yaşlı depo henüz genç ahşap parkelere sahipti 
çünkü üzerinde gezinen ayakların varlığına dair kanıtlayıcı bir can çekişen ses bile çıkartamıyorlardı. Aslında işin kolayına kaçıp yenilenmekten çekinen bir yaşlılığa sahip de olabilirdi bu parkeler . 
.
Her iki ihtimalde de bu sessizliği bozan bir lamba zaten cızırdıyordu tepede .
Filamanda her an sönmeye ramak kalmışlığıyla 
atların yere kapandığı bir bombardımanı andırıyordu .
 Savaş her zaman karanlığı bozguna uğrattığı için
 tamirini erteleyip bu küçük oyununda görebildiği şeylerle kutluyordu aydınlığın zaferini 
.
 Tepede sarkan yılanın ağzındaki güneş zehirli , sikindirik bir lamba işte . 
Sonrasında ise ilk rafta anekdotlarda yakalanmış davranışlara uzanıyordu .
 Orada döküldüğünde yüzünden özrü ve söküldüğünde bedeninden gücü 
 tekrar tozlara söverken buldu kendisini koltuğunda
 ve hala kendisini kimin götürdüğünü bilmiyordu . 
Yeniden şaşkınlığını ve talaşını gizleyen bir sigara yakmaya çalıştı parmaklarındaki tafoniler arasında . Bu defa küfrü tozdan çok ötede bir iklimle mırıldandı .
.

Küfrünün sessizliğinde kendini duyup birden oradan uzaklaşmak istercesine doğruldu
ve kendisini hor görmüş bir dünyaya attı adımını . 
Elinde sönmeye yakın bir sigara
aklında sigarasını ateşleyecek bir şeyin olmadığı bilgisi vardı . 
Yenisini çıkararak eski sigarasının ucundan emdi devamlılığını . 
Şaşkın ve bir o kadar umursamazdı .
 sokakta güneş sadece bir pencereyi yaralamıştı . Orada oturan kişiyi bilmiyordu
 söz konusu diğerlerini de.
Şanslıymış - diye geçirdi içinden . 
.
Çevreyi süzdü , yolun dişiliği taşırken tüm insanlığı üzerinde 
 dükkanların kapıları kapalı
ve camlarda nefeslerin kanıtı buhar bulutları vardı . 
Kimse ölmemişti . Kışı sevmişti ,
kışı seviyordu . 
Kendisini yolun dişiliğine bıraktı 
yol elini kavrıyor ve ona güzel sözler söylüyordu .
 Her şeyden ötede güzel bir yürüyüştü .. 
Geri dönüş yolunu düşünmek için bir sinema salonuna girdi ve vizyondaki filmleri tek tek dolaştı . Her birinde ortalama 2-3 dakika düşünüyor 
uzun ve keskin dalıyor sonrasında diğerine geçiyordu 
 Aslında görsel olarak asla bakmıyordu . Sadece dalgın göz beyne dönüyor
 ve geri dönüş yolunu planlıyordu .
.
 Birden dikkatini bir kız çocuğunun dizlerine çarpmasıyla kaybetti .
 Eş zamanlı bir refleksle adını sordu . biraz eğilerek .
 İlgili ve meraklı canlılıkla beklerken cevabı , küçük kız 'nay' diyerek uzaklaştı yanından . 
.
O an kendisini koltuğunda bulacağını düşündü ama olmadı ,
çünkü küçük kızın yüzü anekdotlarda yakalanmış davranışlara benziyordu . 
 Doğruldu ve bilet kuyruğuna girdi . Herhangi bir filme en önden bir bilet istedi . 
Hala geri dönüş yolu için belirleyememişti güzergahı .
.
molada salondaki ışıklar açıldığında yola koyuldu 
yol dişiliğini kaybetmiş bir kine dönüşmüştü artık . 
Sis , yüzleri yarı canlı kılıyor , kaosu andıran trafik ve öfkeli ayakkabılar beynini uyuşturuyordu . 
.
Sisin arasında ankesörlü telefonda konuşan birini gördü , 
o'na göre bu kişi tüm bu kaostan o kulübede korunuyor gibiydi . 
Nasıl bir şey olduğunu merak edip
tekrar sıraya girdi , sıra o'na geldiğinde içeriden birkaç dakika dışarıyı izledi . 
Sonra ahizeyi eline aldı . 
Ahize , yolun kadınlığının hissettirdiği duygulara benzer şeyler hissettiriyordu .
.
Jetona benzer bir şey attı ama jeton değildi 
jetonu yoktu 
 Dışarıda bekleyen birilerinin olup olmadığına baktıktan sonra 
dudağını araladı ve çeyrek asırlık bir umutla şöyle seslendi .
.
-    koltuğuma götürmeni dilerdim .. tekrardan başlamayı ve hatta belki de seni tanımayı . ama film çok güzeldi , eğer dileğimi gerçekleştirirsen o filmi hiç izlememiş olacağım , o yüzden liste sonlarına ekle isteğimi ..
.
Dışarıda bekleyen birisi ahizenin boşta olduğunu belirten sinyal sesini duydu
 ve kapıyı oynattı
sonrasında O korkmuş ve başı eğik bir selamlamayla adımladı oradan .  
 Bahsettiği şeyler bir yanıltmaydı 
 filmi izlememişti ki zaten molada kaçmıştı oradan . 
Olmayan bir şeyi yanıltmak istemişti .
 Gerçek bir jeton için sorular sordu sise 
Sahi kimdi ? belirsizliğiyle yarılamıştı yolu . 
Anahtarlarını yokladı . Bir kediyle selamlaştılar .
.
Eve girdiğinde masanın üzerinde bir not karşıladı onu .
bilinçli bir lekeyle akmıştı yazı , motife dönüşmüş , özenli göstermişti kendisini . Şöyle yazıyordu .
.
- yaşlı depona in !
.
oldukça sakin karşılayarak oturdu koltuğa 
 etrafa bakınarak - bu defa kendi iradem – dedi . 
Akabinde ekledi -Burayı severim-
.
Sigara yakmadı 
Bir bilye çıkararak cebinden salladı deponun girişine doğru . 
Merdiveni düşündü , onu çaldığı şehri hatta polisler tarafından hala aranıyor olabileceğini . 
Botlarının bağcıklarını çözdü , kışı seviyordu ama onları çıkarmadı . 
Deponun giriş kısmına doğru yürüdü . İpe basması kaçınılmaz olsa da , ipler de onunla attı adımını , bu ilk birlikteliğiydi
yolun kadınlığında ya da ahizede aldığı hisle eş değer . 
Kapağı açtı ve merdivenle selamlaştı.
Merdivenden inerken gülümsüyor bir şarkıyı mırıldanıyordu .
 Parkeye uzandığı ilk adım korkunç bir ses çıkarmıştı .
 Uzun bir süre geçmişti anlaşılan . Parkeler yaşlanmış ve tepede sarkan yılan ölmüştü . 
Işık yoktu , karanlıkta ilerledi . 
Anekdotlarda yakalanmış davranışların olduğu rafı kör elleriyle aradı 
bağcığını çözdüğü botların birlikteliğiyle bir şeye takıldı ..
Bunlar raflarıydı Ve hepsi kırılmıştı 
 küçük parçalara ayrılasıya kadar baltalanmışlardı .
O an acı duydu 
yüzünü sıktı ve yukarıdaki koltuğunu düşündü . Orada olmak .
.
Kırık rafları yerden alırken biraz toz yuttu , küfrü düşünmedi bu kez .
 Karanlığın içinde başka biri daha vardı çünkü . Notu yazan , raflarını kıran , zamanı geriye çeviren
 ve onu bayıltıp koltuğa çıkaran kişiydi .
.
Filamanda da atlar yerdeydi ama hala kalkmaya çabalıyorlardı . 
Bu o kişiyi anlık görmesi için biraz aydınlık demekti . 
Fakat geniş bir depoydu . Filamanda atları bir saniyelik canlılık gösteriyordu 
 bir saniyelik direniş . 
Yani karanlık ilk savaşını kazanmaya çok yaklaşmıştı .
.
Durduğu yerin batısına , güneyine ve doğusuna bakmak için ilk 3 atı harcamıştı bile
oysa sadece karşısına bakması yeterliydi ama şansızdı tahminlerinde .
 Kimseyi görememişti . 4. atın ayağa kalkmasını bekledi filamandada.
.
Aydınlandığında karşısı , aydınlandığında kuzey , aydınlandığında soğuk ve aydınlandığında korku , 4. at çoktan ölmüştü.
.
Akabinde tepede sarkan ölü yılanın ağzındaki güneş de patlamıştı . 
Bu karanlığın zaferi kutlamasında atılan havai fişeklerdendi .
 Anlık gördüğü şey her neyse karanlığın içinde apar topar çıktı merdivenlerden .   
Koltuğuna oturdu ve sigarasını yakmak için bir ateş aradı . 
Mutfak rafında duran son kibrite gülümsedi . 
Yüzü beyaz ve mordu .
 İki rengi taşıyabilen bir hisse sahipti aceleliği . Tekrardan depoya indi , sigarası yanıyordu . merdivenlere veda edercesine gülümsedi , yarım yüzüyle . 
İndiğinde parke hala yaşlıydı , ses inanılmaz artmıştı .
.
ve merdiveni kaldırarak yukarı doğru fırlattı 
 Artık bu depodan çıkmak imkansız hale gelmişti 
 Sigarasını yakmış ama çekmemişti henüz   
 biraz yürüdü . Önce botlarını kesti , tepede sarkan ölü yılanın ağzındaki güneş parçaları 
Ama hissetmiyordu , yolun kadınlığı hala aklındaydı , bağcıkları da . 
Sigarasını çekti ve o an oluşan aydınlık topraklarını tekrardan geri aldı karanlığından elinden .  Tepede sarkan ölü yılanın derisini bileğine dolamış bir kadındı karşısındaki 
Bu betimleme yeterliydi . O kızarıklıkta tasvirlenmesi imkansızdı çünkü. 
Sigara ışığında dans edecek kadar da mutluydu . 
Tüm bunları sanki yılanın derisine  sahip olmak için yapmıştı. 
Adam savaş yorgunu bir zaferle dönerken toraklarına , tekrar açtı dudaklarını . Seslenişten ve istekten uzakta bir sesle .
.
beni koltuğumda sıfırlayabilirsin tekrar ,  bir telefon açtırabilirsin hatta kendine . Bir bilet dahi aldırabilirsin üstelik en önden ve beni kaybettirebilirsin zamanda .. Bileğine sardığın şey güzel yetenek ki anekdotlarda yakalanmış davranışların raflarını tekrardan yapabilirsin de bu zor değil .  Parke aralarını doldurursan da zaten gençleşir onlar . Her şey eski halini alır . Tepede sarkan ölü yılan sende kalsın , bu son sigara . Karanlığa da alışılır ama yeteneğin için bunca gürültü fazla . Şimdi emri ödeşelim . Koltuğa götür beni !

O an ikisi de merdivenin olmadığı çıkışa baktılar . Şehri tepeden izleyenlerle aynı buhran .

.
 
kutupta sur
yüzsüzlükle bağdaştırırken kutlayışımı
heybetli ritüelin zilleriyle
alevleri büyüten paçavraları 
çekilmiş hatlarda dönüşüyor zamansız bir kuduza

duruluğun kuyusunda huyunu homurdanmayan hissim
onu koruduğum evrenin korkuluklarına çürük kanatlar astırıyor

hatrı katı baloda şarabını kaybetmiş bir kadehle
 kırgın sallanırken üzerinde parkelerin
hüznünü sıyırıyor tesadüfle yansımasında

kalkmasam da yerimden
 tutuyor bir gaga

16 Mart 2015 Pazartesi


 aynı açıdan milyonlarca farklı poz yakalamış
izinde parmakların
 kollarına kadar taşırılmış holde 
ıslaklık ve kuruluk üzerine
iklimi şaşırtıyor duvardaki toz
 
temassızlıktan uzak
süpürülüşünde
gevilmiş bir süpürgeyle mükemmel işin imzasını atarken avcuma
 yüzeysel bir dipnotla yüzeye çıkardığı mercanları da es geçmiyor

şaibeli şartlar altında 
kangrene şartlanırken boğumları
vücudunda grev zamanıydı

holde halı
ama O
desendeki trenden atlamadan önce
 vagonlar arasındaki kuplörleri de kurtarmak istiyor
 
bu yüzden vakit geçirmeden hızın rüzgarına dilenci adımıyla başlıyor her şeye

trenden korkuyor - makinisti tanımıyor
trende askı yok - makiniste sarılıyor

üstelik seviyor çıplaklığı
karnı tok bu dilenci düştüğü yerde su birikintisi olmayı diliyor
 her şey suya dönüyor
 her şey
 
-
 
eğer senin de tozunun ivmesi yakınlarındaysa
  yüzeysel bir dipnotla kendini göm 
düğüm gün iğne istiyor
 
şarkımız 
 kana karıştırılmış yeni bir ırk




 

15 Mart 2015 Pazar

fiyort kurnazlığıyla
döküldüğü yerin
manasını kaybettiğinde
 epigrafım asitten tarihlenir

sinir yıpranır
keyifsizlik şartlarıyla bantlanırken

ve kavis aldığı her devin klavuzluğu
haindir
levhalara astığım broşür
kuralları bir süre kamufle etse de
alışkanlıklarla gerçekleşecektir uyum


bayrakları yarıya indirilmiş bu anlatımdan sonra gurablista günü geldiğinde kepenk kapatıp
bir günlük saygı duruşunda bulunacaktır
 
-
bir
balığın
doğuş esnasında
annesini
öldürmesinden
arta kalan
tanrıya renktir bu
ben
92 göçünden
elinde bayrak olmadan gelen
kemik kabartmaları
olan
adam

-



13 Mart 2015 Cuma

sürpriz beni neptün'de kahverengi baktırsa da
bir gözlük camı ilavesiyle
buranın yolunu seçebiliyor 

buranın rengi galibarda
kuralında çift rakamla yazılıyor

cambazlar kürklü bir gaye ile ipteler
ben seyirciler arasında 
dizlerinin üzerine yamalanmış parşömenlere yazıyorum
yanımdaki omuriliklerde elastik hareketlenmeler
buda'yı selamlarken
 sigaranın kalmadığına dair 
hiç-li cümlesini kuruyor

tanrımın yoklamasında
çare olarak
poseidon üç dişli bir çatalla  pipoyu gösteriyor

izlenimde öğrendiğim jimnastikle 
kavrıyorum balığı
pirinç ağızlı bir antikalıkta
gül köküne gübreler katıyorum

gübrede daha çok yaşam
bunuanımsadıkça
daralıyorum

bu kıyafetle uzun zamandır dolaşmamıştım
hasat alındıktan sonra sabaha doğru
hep bu melodi 
eşlik eder
düşüşe






 pozlama mesafesinde linç edilince
kristalleşen görüntü
 
havada asılı kalmışlığıyla ünlü 
galileo
dürbünde çözülür

 maksadını aşarak
çatlaktan sızmaya başlar
 ve
ilerledikçe kılcallıkta
rengini sorar bir sonraki yöne

o'nun mutfağında dolaşıp
 çekmecelerini karıştırır
salonunda kıştan bahsederken bir yabancı

makas makaslanmıştır bir gözde
 
ahtapottan bir kol getirir galileo 
tolerans göstererek yabancılığı öldürürken 
şöyle seslenir

- makasları birbirinden ayır
 
 
 
 
 
 
 


12 Mart 2015 Perşembe









an ve 3 saat sonrası dönemi

   yarı baygın aklımda sallanırken akrebim
mercekte gardiyanların nöbet değişimi gerçekleşiyor

sürekli bir şekilde
 çalar saati 
 3 saat sonrasına kuruyor
 beynim
 
anahtarların sesi ceplerinden
parmaklıklar arasına geçerken 
açılmış oluyor kapı

kapıdan çıkan
firardan bahsi kapıp
doz aşımı külfeti listeliyorum
 
uyku : göz kapağı seyri
beyin şemsiyeler altında göğe bakabilir
 
bu bir duyum
 kömür bulunca
tellere motif gözü çiziyormuşsun

bence karışma kuşların işine



 
 


 

11 Mart 2015 Çarşamba

   açık renge hakim
devralışlara
 plebisit
 
yürüdüğü kadar karganın bağcığındadır sabah
öyleyse eksiliş reddimizdir bizim
 
uzanışında öfke kızılı öpüşlerim
uzatıyor bana zaman kavramından alacağım emaneti

olasılıkta kaypak ; belki-nin
çekirdeğine doğru dilimlenmektedir tesiri  

sunum gerçekleşirken
aynaya dönüşmüş boş bir tepsiye eğilir
misafir   

ve boş avcunda elmaları tırnaklarıyla soyarken
tepsideki yansımaya bırakır kini
 
balıklar dansı izler
izler ise transatlantikle iklimsiz bir coğrafyayı geçmektedir
 
orada sırtıma bırakılan atlas intihar süsüne dönüşürken
ten sarar tini

şarkımız
ezberlenmeyecek tenin doyumsuz kıyafetine düğme
 
 


 
 
 
 


 



 
 
 

8 Mart 2015 Pazar

hiç canlılık barındırmayan bir yatakta uyuyordu bedenlerimiz

pembe bir battaniyenin sahil şeridi 
senin göz altlarına doğru
benimse gövdeme kadar devam ettikten sonra yerini kayalıklara bırakıyordu

serilmiş gibiydik , aynı elden çıkma biblolara dönüşmüştük
ve yanımıza geldim

önce 
kendimi uyandırmamak için sessizlikle anlaşıp senin kumsalına geçtim
sonrasında 
yüzüne doğru eğildim
bir süre battaniyede  sahilin dikişlerini inceledim
dudakların yoktu

 birden hiç uyumuyormuş gibi uyandın
beni farketmedin
sonra aynı anda uyuyan bana baktık 

sadeece uyuyordum ..
ve 
her şey soğuktu
 
 omzuma çekip sahil şeridini
boynumdaki suya ayaklarını soktun
gözlerini kapatıp orada tekrar uyumaya başladın

ve birden
arkamdan gelen sesinle omzuma dokunup
onları rahatsız etmemem gerektiğini söyledin

bu sabah böyle uyandım ilizyonumdaki dünyaya
ağzımda şu kelime kalmıştı
 
- koruyordum




 bu renkler oyalıyor
 


7 Mart 2015 Cumartesi

 detachment 

uzun süredir ertelediğim , bilinçli olarak bir köşede sakladığım film
 zamanlı yapıldığında bir şey daha haz verir görüşündeyim
beklerken yada oyalanırken kendinizi doyuramasanız bile bekleyin

işte öyle bir zaman
pazar sabahı
her şey uykuda

albert camus ve poe
alıntılarıyla
kusursuz

öyle hüzünlü ilerliyor

 
-



o'nun saatindeki gece
epey geriden delirmişti

katılığını
bir rehbere dönüştürdüğü nezaketi
yol göstermediği hiçbir kelimede anlam aramıyor
.
kafası estikçe duyuyor
duydukça daha çok kafası esiyor
.
21.yy'da merkürün görünüşü üzerine kıvrılıyorum
mataramda konyak
üzerimde ince bir sis örtü
.
geceye serilmişken
 o'nun saatinde gece geride epey
eski bir dikiş makinasında değirmen çevirdiğini sanıyor
.
pedal dengesini kaybettirdikçe
soylu ayakları bu savaşta yer almadığını söylüyordu
.
geç olsada anımsıyorum
duru bir gölet vardı teninde
.
artık o'na ait olsa bile çirkin




Take the plan, spin it sideways. 
 
 
 

6 Mart 2015 Cuma

çöz




he was a quiet man

yarısında kesildiğim film

giriş kısmında öyle sağlam bir tespit var ki
eleştiriye de açık

-

sonra bir şey oldu
ahlak kuralları geçerlilik kazandı
avukatlar bizi gütmeye başladı
ve bir zamanlar anlaşılması oldukça kolay şeyler
medenileşme dediğimiz bürokrasinin çarkları arasına karışıp gitti
..
kadın eşitlik istedi mi , aldı
bunu erkeğin sahip olduğu her şeye sahip olarak değil
onu hadım edip kadın şekline sokarak yaptı
ne dediğiniz umrumda değil
bu  gelişim değil bu bir evrim değil
bu bir hastalık ve nelerin tehlikeli olduğunu anlayan birine ihtiyacım var

-

düşen balkonlarda hizayı bozanlar 
cezalarını binalarına sormaktalar
 
kabahatin büyüteç hali
kusursuz bir dizayn
 
o ayrıntının içinde
düne yatık şişelerde diri olanlar ise
ödüllerini biralarına katmaktalar

pişmanlığın uzaklaşan hafifliği
mükemmel bir aldanış

öyle ki
bu pazarda cebi dolanlar
parlattıktan sonra satmaktadır tezgahını

sonra sökükleri insanlığın
buluşurlar dikişlerin altında

kış olsa bile mevsim 
samimiyetsizdir
sıcak

 olan biten yüzsüzdür
ayrı görmez kendini kıta

müzik için
asma katı sırıtanlara
sintinede yer açıyorum 
-



-






yerine


4 Mart 2015 Çarşamba

bize
kozmik sisin içinde 
 olanla
olmayan şeyi inandırır
O
  
beyaz resital çevrilidir boynu 
dudağı hamurdan hiledir

giderken bir yandan
toplamaktadır arkasını

kanmazsınız ! eğer dediğimi yapıp ellerine bakmazsanız

asılıdır
yukarıyı aşşağıya fırlatmaktadır
ne kadar bağırdığımı bilmemi engelliyor basınç


3 Mart 2015 Salı

ses frekansından hızlı bozuk telefonların 
görünürde vidası yok
 
 kalbim 
kaburgada yem arıyor


 
 




2 Mart 2015 Pazartesi

liste başı çekecek bir film

 The Secret Life of Words

gece için fazla imza




 
herhangi bir kasaba çiçekleri sulandığında güzeldir

bahçıvanlıktan uzakta bir adımla 
lümpenlerin o ağrılı kokusunu duyabilirsiniz

buna karakter yoklaması diyorum

bir diğer adıyla 
z ye göre j olanlar

öyle kasabaları yok edin


gecenin şarkısı
burada tekrar niteliğinde
o'nu iyi biliyoruz
açıp izlenildiğinde konser etkisi ve uyuşukluğun mafsalı

zamanlama gerekirse
tam
7:36 ' da
uyuşalım



-

 
diğeri ise daha güncel
yeni bir albüm
bu defa çok daha başarılı


1 Mart 2015 Pazar

dünya
 bir annenin şişmekte olan ve başka bir dünyaya açılacak karnıdır

bu dünyaya gelirken de bir anne karnı içindeydik
ama orayı hatırlamıyoruz
sadece girilen hayatın içinde evrelerimizi tamamlıyoruz
eğer öyleyse
bu dünyadaki evreler ne üzerine oluşuyor bunu düşünüyorum

 doğum , büyüme , üreme , ölüm
basamaklarından olduğunu düşünmüyorum

ama bir önceki evre görsele dayalı ( bkz. resim )
fakat burada bir beyne sahibiz
maddeye dayalı olsa da büyük gelişme tinde olmalı

ama ne ?

şarkımız bir zamanların masada görülen kartvizitine
ufak bir gülümseme 
ve acı
mark ruffalo kandırması

bkz.




başlıyoruz