31 Aralık 2016 Cumartesi

Su Üzerine Ses Dalgalarıyla

matine düzlemimin patinaj raddesinde
  solgun kavalyelerin uslu maruzatıyla reddettiğim
dalavere
kuduz ..
 .
 ve pektabii sunumum bundan da soysuz
 .
tekrarlar boyut atladı
denklemlerse bozuk attı 
algoritmalar tıkandı
 ve bununla birlikte ağır bir cezaya çarptırıldım
.
aşamalı sıyrıldığımı düşünürsek yaklaştığımız konusunda hemfikirim

ama şimdi
sen dışında 
yaşlı zihnimi bulandıran 
neptünün çatısından genç sarkan solucanlar
.
odağımı kaybetmeden deliklerde ipuçları toplarken
ikramın , damağıma yerleşmiş orta yaşlı bir şarap
 .
ama en iyisi bu gece bana şafakta tütün geven bir makas sat
 .
kendimi aşağılayarak söylüyorum
- ahşaplara gebe bu dans benim
seyri bırakıp parametreleri durdur !
.
nitekim yerimde olduğunu biliyorum ..



descending the cold steps of the institution for the politically insane
never to be seen again
saying farewell to daylight
from henceforth I shall rot in a stinking bed of wet straw
.
right from the ashes of life I learned to behave
what to believe, what not to say, from cradle to grave
ah..... like a good little slave
.
sucking my milk from the venomous tit of the state
this clearly designed to suppress every thought of escape
ah..... I surrender to fate
.
no pity, no pity
don't want no pity for me in this filthy ceil
I'll see you in hell
see you in hell
.
frozen in time, I'm a specimen pinned to my throne
with an army of butterflies pilloried placid and prone
ah..... we were never alone

no pity, no pity
don't want no pity for me in this filthy ceil
I'll see you in hell

after centuries of living with nothing but my convictions
broken fingers clawing through the walls of my incarceration
escaping the clutches of eternal damnation
I was justified





30 Aralık 2016 Cuma

Kaşık / Zoka

  bir ayağım Zenit resitalinde
diğeri Nadir revirinde
sanırım bu meridyen hayal ürünü değil
ve herkesi parçalıyor 

çakrama dekorlar taşınıyor
yaşayacağım şeyin tasarısı için
ben de ayakta durup
komutlar yağdırıyorum
bazı şeylerin yerini değiştirmek için
şarkımız yüzden çalıyor
 bu bir aklın çalgısı









28 Aralık 2016 Çarşamba

Iska

solucan evcilleştirmek ..
.
 her şey hazır
kurgu işlek noktalarında tinsel hazlarla bile belirlenmiş durumda
.
ama bu defa bunu yapmayacağım
ve bu kararın ne getireceğini merak ediyorum 
.

tarla anarşistini alevliyorum
iki parmağımın destek çıktığı dudağımda
sabah sisi ve av köpekleri
her şey için erken ve dağın asilliğine bakıyorken güverte
dalganın bandosundan suyun sesi , biz ilerlersek düzelecekmiş gibi
alkış tutmuş kutlaması gökyüzünde gürleyecek
tam ortasında söv yüzüme yağmur damlamadı çünkü
benim gözümü alıyor kıyıda farlarını açık unutmuş minibüs
ve devamlı olduğu bir yerin müşterisi konumundan dağa toslamadı düşü
diğer elimde bambu oltam
suyun üzerinde hareketsiz duruyor şamandıra
gözümün ucuyla takip ediyorum
incelerek ve uzayarak kabından çıkıyor sadece solucanlar
sarıyor etrafımı bir kaos , elimi delik deşik eden bir kancayla
kaçmak imkansız ve bunun için gönderilmişim sanki
tarla anarşistim sona yaklaştıkça hep bunu sorgularım
babaları nerde ?
oltamı toplarken , havanın kararmasına bırakılır cevabım
bir sonraki kancada bu tesadüfün tekrarı
topraklarımda akmış salyalar ve güzel kıyafetlerin ucunda sallanan tinsellik
kin gütmüyorum , yanımdayken sesli okuyorum kitabımı


27 Aralık 2016 Salı

tekrar

pencereler sat
günde bir defa ay'a
tamtakırla çan çalın
ıslak dudak ıslık çalamaz !
sendelenen çağa
tutuşturulmuş yoz veba
uydularını satıyorum ya
günde bir defa pervaza ..

sis:

aynı hizada gelişigüzel sıralanmış taşlara basarak
ağır aksak uzaklaşan
yanılgıyı öptükten sonra
kendine ait olmayan bir sırtın çillerine biat eder

çiylerin emri üzerine
nasıl oluyor da sisin içi bu denli rahat
anlayamıyorum

belirsizlik düğmesini iliklerken gölgesindir
söv de sindir hepsini .. ben ışıklarını gölgeledim

kırışıklıklar suyun
orada
sarkık ayakların çıplak uyur
kostüm; balık kuyruğuydu

sadece düşünceler ve kendi ayak seslerimin olduğu kanyonda
bir düşüncem , ruh gibi kendine vücut buldu
ne zaman bir madde olduğumu farketsem zihnimde dolaştıklarını görüyorum

o , benim ayak seslerimden daha yavaş bir ritimde yürüyor
bense , birine bir şeyler anlatırken daha hızlı hareket eden biri gibiyim
o , birinden bir şey dinlerken daha yavaş hareket eden biri gibi

ne konuştukları konusunda ise hiçbir bilgim yok
aynı çemberde kendilerine özgü ayrı ritimlerde dönüp duruyorlar

bir süre önce onları kanyondan kaybetmeyi başardım

ama şimdi ise yine bir maddeye dönüştüğümü farkediyorum
ölü yazarlar üzerine yemin ederimki
şuan dans ediyorlar


26 Aralık 2016 Pazartesi

Harfiyen

   kayık ahşabı 
 çamurla kucaklaştı

ağaçlar köklerinde güldüler ..

 afallayan kurgu çakmağını çaktı
ve yıldızlar ateşin etrafında döndüler

 birkaç dağ ötede
karmaşam arkasını dönüp ezberinden çıkmayan şarkısını söyledi

velhasıl karaya da çıktık





25 Aralık 2016 Pazar

Dekorlar Ve Betonlar




kökünden tutup çevirdiğim bu kanca
gurablista'nın uzayan ve kısalan ilizyon görüntüsünü
 odağımda sabitleyip anımsayabilmek için

çünkü eğimlerin
 şiş paravanları arkasındaki
bütün muhtelif nedenleri
sonuçlarını peydahladı

 son solucan fezlekemde
kısa sürede her şeyi kanıtladı evren / bunun için teşekkürler

 önüme yığdığı fotoğraflarda
hepsini tanıyor ve neler olabileceğini kestirebiliyorum

ama aynı evren ricasında bana öyle bir ceza kesiyor ki
diş sıkmak tek para birimi







22 Aralık 2016 Perşembe

Belki

masamda
koyulaşan
   kozmos dansı kadehine hapsolup perdelerini çekmiş bir kara delik
hantal yamar bütün deliliğini
 
ve bir konyak kışında
tenine yansır yolunun eğriliği
başka bir deyişle
anlatmaya çalıştığıdır yanağında zoraki izi kalmış gülümsemenin
 
 kadrandan çıkalı
omuzlarım yükünü gevdi 

bu hissiyatsızlık neptün sarkacında askıda kalmış bir pandomim
 veya çıplak ısınışlarda anımsamaya çalıştığım dengim

yine de niye sürüklendiğimi bilmediğim yerlere götürülmeyi sevebiliyorum
çünkü orada sonunda öğreneceğim güzel bir neden vardır 
 
belki , belki . 


 
two shades grey further
blackest day coming' round
not so lost, not so found
girl so sky, boy so ground


a life unfolds
sometimes our boat adrift from the shore
a fear, a love

a vow of silence,safe and sound
girl so free, boy so bound


a life unfolds
sometimes our boat adrift from the shore
a fear, a love
 
  




21 Aralık 2016 Çarşamba

Belirli Gün ve Haftalar

 
anlatılamayacak kadar hüzünlü bir yaşantıda utanç ; akıllıyı bile en aptala çevirir

bu korkarım kesin bir yargı / 

duyduğum manifesto
 zihnimde birbirinden bağımsız kelimelerle düğümlenmeye çabalanırken
dinlemeyi kestim
 / o ana kadar duyduklarımın , zihnimde düğümlenmelerine yardım etmeye başladım

ulaştığım sıkılaşmış bağda
bana kalırsa bahsedilen utanç , o an bile devam ediyordu  

 sonrasında aynı düzlemde 
neler sağlıklı düşüncelere dönüşmüştür hep merak ettim

bunun için bugün meriyogra'yı gerçekleştirebilirim

ben , kendi samimiyetime değil 
senaryomun samimiyetine inanırım
 
üstelik bugün göle sadece sis için bakmayacağım

çünkü gündönümü algoritmamda balığa inanıyorum 
 bugün daha çok vaktim var

en uzun gece içerisinde
  misinalar , solucanlar ve his
/rastgele









 


19 Aralık 2016 Pazartesi

.j.



And so we meet again
Two players in a puppet show
Don't cry for audience
There's no one that can take you home
And when your devil complains
And tears you up, to start again
And when you're lying on the stage
And nothing works, just living hurts

18 Aralık 2016 Pazar

Prima Donna

çakranda , ağaçlarını kaybetmiş ormanın güncesini buldum 
hiçbir sayfada ağaçlardan bahsetmiyor ..

tene sıçratılmış şarap vari santim izlerle
 vakit oldukça iyi 
 
durumdan istifade merkür galileo'yu ayartıyor
 
şarkımız bir tel
 
 


 




15 Aralık 2016 Perşembe

Pergel ( Her Satır Bir Deliktir )

laçka gömlekler
 küstah üsluplarla
devrik iplerde

 dönüşümünü tamamlayamayan bir vaat ise
ikazlara karşı çıkan heykelin parçalanmış avcuyla aynı yüze sahip .

ne tuhaf !

fazlaca farkındalıksa odağında yabancıyı doğuruyor 

aynı şeyi tekrarlıyor .. aynı şeyi tekrarladığımdan 

uzun kuyruklu kumaş,
dazlak iklimden bir kuvars,
 göçten sararmış ayakkabıların 8o model şapkası ,
tek çizgi bir mercekse o an telefonları açıyor ..

 öpüceğe kurban gitmiş bir ortaklığın kuzey kapısı altında bir palyaço gölgesi beliriyor 


ambiyans
bunlar gibi onlarcası

gurablista arşiv katlarında
donmuş her poz
 bu süre zarfında anlaşmalı bir şekilde canlanmaya çabalıyor

bütün kıpırdanmaları duyuyorum


öngörümün gerçekleştiği şu zamanda
sakin kalarak hepsini eski yerlerine asıyorum


 hüzünle karışık ne kibir ama
referansım 2014 ( buyrun tadın , anımsayın )
aslında bana kalırsa her şey ütülenmeyi bekliyor
sivrilenler bile 
etik kavramları gözden geçirirken soruyorum !
ne gerçekleştirdi tüm her şeyi ? üstelik aynı anda





13 Aralık 2016 Salı

Cilt İkİ

görünen içi geçmiş parıltın
yorgunluğuna meblağ 
 
 bu kaçıncı siftah ?

çatlaklarının içlerini doldurduğunda pullar
hatta bir anlık kendini unutup gülümseyebildiğinde aynaya 
 eminim geceden gençsindir hala
..sadece bu yüzden hazırlan
 
 tembellik eden ruja hayıflar sırala 
çünkü dansa kaldırılabilir sıradan bir geceliğin dantellerine yazılar .. 
 
 tül başkadır , çoğunlukla hür maksat !
 
ihtiyar adımlarınla sabaha karşı
ilk anahtar

kapıyı açtığında
seni karşılayan  / sen tuzakta
 ya da
 hıçkırarak ağlayan oyuğunda
böylesine dinmişken
dünyaya söylemeye çalıştığın ne  ?
 
 
 



10 Aralık 2016 Cumartesi

Savrulmuş Boncuklar Dışında

yerin himayesine bahşiş olarak
  eklem boyasıyla dizlerine
bir çift dudak çizip
yürümeye başladığında
 .
yerin
dejenere geoit nevalesinde
herkesin sarsıldığı ve kimsenin aksamadığı bir kasırga başlar..
.
bu hareketlilikte
haz , avcunun içindeyken
tutabildiği her şeyde
beynine geçirdiği tırnakların gerçeğini örterek
kırışmış gözkapaklarına bir duvar çizer
 .
 duvarın 
çalınmış tablolarının izlerinde 
herkesin sarktığı ve kimsenin düşmediği bir pencere  
 .
o pencerenin önünde
dengede kaldığımız süre boyunca
dizlerindeki dudaklardan ve gözkapaklarındaki duvarlardan habersiz olan sırtına
şehvetin betimlediği
anı çiziyorum 
 .
ne ki
yere savrulmuş boncuklar dışında 
kasırganın yuttuğu bir şey yok
 .


1 Aralık 2016 Perşembe

İf - Çiylerin Emri Üzerine




pencereler sat
günde bir defa ay'a 

tam takırla çan çalın
ıslak dudak ıslık çalamaz ! 

sendelenen çağa
tutuşturulmuş yoz veba
uydularını satıyorum ya
günde bir defa pervaza
..


sis:

aynı hizada gelişigüzel sıralanmış taşlara basarak
ağır aksak uzaklaşan
yanılgıyı öptükten sonra
kendine ait olmayan bir sırtın çillerine biat eder

çiylerin emri üzerine !

nasıl oluyor da sisin içi bu denli rahat
anlayamıyorum ..


belirsizlik düğmesini iliklerken gölgesindir
söv de sindir hepsini .. ben ışıklarını gölgeledim

kırışıklıklar suyun
orada
sarkık ayakların çıplak uyur
kostüm; balık kuyruğuydu

sadece düşünceler ve kendi ayak seslerimin olduğu kanyonda
bir düşüncem , ruh gibi kendine vücut buldu
ne zaman bir madde olduğumu farketsem zihnimde dolaştıklarını görüyorum

o , benim ayak seslerimden daha yavaş bir ritimde yürüyor
ben , birine bir şeyler anlatırken daha hızlı hareket eden biri gibiyim
o , birinden bir şey dinlerken daha yavaş hareket eden biri gibi

ne konuştukları konusunda ise hiçbir bilgim yok
aynı çemberde kendilerine özgü ayrı ritimlerde dönüp duruyorlar

bir süre önce onları kanyondan kaybetmeyi başardım

ama şimdi ise yine bir maddeye dönüştüğümü farkediyorum
ölü yazarlar üzerine yemin ederim ki
şuan dans ediyorlar..

28 Kasım 2016 Pazartesi

Prangaya Karşı Güdünün Yansıması

bugün sana
hiçbir şey ikram etmeden
 kendini hatırlatacak
 koltuğuna oturtayım
.
kendini hatırladığında bana bir sigara ikram edersin ..
.
..rahatla
ama bunun yanında gergin eylemler de istiyorum
.
önünde bir masa var
masada ahşap kutu
 kutuda bir düzine delik var
ve kutunun içinde bir düzine ip
.
ipler senden renkli , çeşit çeşit  
.
iplerin uçları sana doğru çıkık
görüyorsun !
şimdi birini seç , sadece birini
seçtiğin ipin diğer kalanını kendine doğru çektikçe göreceksin
seçtin ?
.
hızlı bir şekilde kendine doğru çek 
ama unutma en hızlısı bile uzun zaman alır
.
ipin her çıkan kısmında
ayrı bir haz var
gördüğün ve yaşadığın mükemmel şeyler değil mi ?
.
ip artık senin 
istediğin şekilde mola verebilirsin
keyifsiz , mutlu , hareketli , isteksiz , kaçmaya çabalayan şekilde de eylemini devam ettirebilirsin 
ip senin
ama unutmaman gereken bir şey
 ip de seni tutuyor
sanırım ip için de masada bir düzine insan var
.
ama güdüsel ipi yaşama isteğin bu bilgiyi erteliyor değil mi ? 
.
öyleyse biraz daha kendine çek
şimdi de güdüye yenik düşüp
sona varmaktan korkuyorsun değil mi ?
.
gerçek sana çok yakın
durma , devam et !
.
her eyleminde sana yaşattığıyla beynine kazınıyor
güzel , çirkin
.
ama bir saniye
sona geliyorsun
.
farkettin !
.
haz , gürültüye dönüştü
ip ses çıkarıyor
ipin ucunu bırakıyorsun, haha ne akıllıca bir davranış !
.
ama güdü sinirlerinde uslanmaz bir savaşçı 
güdün senden bağımsız sana ipi tutturuyor
artık ipi sen tutmuyorsun !
.
kendini buldukça koltuktan kalkmaya çabalıyorsun
ama ayakların da prangalı 
yoksa pranga ipin güdüsü mü ?
.
bunu hissettiğinde kendini tekrar kaybediyorsun
.
ne ki ip henüz tam olarak kutuyu terketmedi
şanslısın
kaosun içinde umut senin tek yoldaşın

umut neyi kapsıyor ! bahsetmeni istiyorum
ipi kendine doğru çekişinin ilk anlarını mı ?
.
öyleyse bu aynı zamanda ipin sona geldiğini gösteriyor
ne acı
.
tamam rahatla ama çok az daha gergin eylem istiyorum
ipi tamamen kutudan çıkaracaksın
.
evet böyle
ip sana zarar vermeye başladı öyle değil mi ?
sanki keskin bir aletle elini kesiyor
rengi gözbebeğini uranüsleştiren bir ışığa sahip 
ve beynine yerleştirdiği çıkmaz yol tabelası seni korkutuyor
daraltıyor , kendini kaybediyorsun
.
hadi !
bu senin kararın
.
devam et !
.
ve nihayet !!
.
 şimdi sadece rahatlayabilirsin
harika bir iş çıkardın
.
neye benziyor ?
sönük değil mi , rengi bile tanımsız , her şey yalanlanmış gibi 
.
şimdi ayak bileklerini yokla
bu senin hissettiğin ipin prangasından kurtuluşun
.
dur bir saniye ! nereye gidiyorsun ?
.
oturmalısın , henüz kendini hatırlama seansın bitmedi
.
peki dolaş ! savaşmayacağım
öyle ya ben bir ip değilim , prangam hiç olmadı 
.
ne yapıyorsun !
ipin , elini kesen keskin aletlerinden mi yakınıyorsun  
sanırım hiçbir şey anlamamışsın !
.
şimdi de uranüsü mü bombalamak istiyorsun !
lütfen öz'e dön
.
yapma
neden ağlıyorsun !
oysa tabela mukavvadan 
.
lütfen otur şuraya
daha da çıkılmaz yapma

başka bir ip seç
ne oldu ?
korkuyor musun ..
.
tamam , kutuyu açıyorum 
birbirine benzeyen bir enerji açığa çıkıyor değil mi ?
.
güzellikler ve çirkinlikler
 seçimler  ve dayatmalar  
hepsi bir arada
.
bu görüntü 
dürtülerin getirisi olan yakınmaları aşağılayarak
kendini hatırlamanı sağlayacak 
.
 bak !
.
hatanı özümse
hatanın getirdiklerini değil 
.
öz'e in
en başa
kararına küfürler savurma
diğer ipleri de çıkarsan aynı getiriler ve götürülerle karşılacaktın 
.
bu çıkmaz
sadece prangaya karşı güdünün 
yansımasıdır 
.
ne ipi tutan sensindir
ne de prangayı bileklerine geçiren kendidir 
.
beni anlıyor musun ?
.
şimdi daha iyisin ,
.
kabukların güzel görünüyor
küçük gözbebeğinle tabelayı ateşlemiş , koltuğunda oturuyorsun
.
 bana bir sigara ikram etmen dileğiyle 
boş bir akvaryumu yemliyorum 
.









25 Kasım 2016 Cuma

Yatık V & Ortasına Nokta

ayraç hafızalı beyinlerin kitaplarının önyüzüne sıçrattığı nar lekesini karalamakla uğraşan 
epey kızgın bir meteor parçası
 
  fırsattan istifade 
yalpalayarak
sabahın kapısına doğru merdivenlerden suçlulukla ceplerini yoklayarak çıkan bir gece
 
sokakta duyulan
 mühletlerin müddetlerle konuşması 
uzlaşmadan uzak
 
tuzağında biriktirdiği çıkmazlara gönüllü olarak gelenleri kabul eden makinalar
 
çıplak ayaklarıyla hilesinin nabzını yokladığı izler peşinde olan gölgeler

 yatık v 
ortasına nokta 
 
-  ama bu uykudan kaçırılıp aynı zamanda rüyanda karnını gıdıklayan tepeleri aşamam






24 Kasım 2016 Perşembe

Fa


mühim sirkte
aklını çelen
öğütler kimden ? 





buy me a bottle of wine and send it far on airmail express
I'll drink it all alone inside my home by the lake and this mess
and I, thank you, for not leavin' in the night,
and at least sayin' goodbye and lettin' me have my dignity right
and I know I'm just a little sad bastard makin' a mess
of this stupid little story that's dancin' in my head
but when I, wake inside my bed,
and you're gone

20 Kasım 2016 Pazar

Seyrek Ağaçlar Arasında ( San Choov'a Sevgilerle )

san choov'un yüzü 
 krizlerine mahcup gözeneklerinde çırpınmakta olan 
gerçekliği kırıştırır
ve çatık kaşlarının altında bile
mucizevi bir şekilde her zaman bir gülümseme bırakır
fakat ne yazık ki
 bu kırışıklık ve gülümse
Dekadanslar tarafından hüznün asil donukluğuyla ondan habersiz bir biçimde
onun yüzüne makyajlanmıştır
.
O ,
  .
yalın ikilemlerle
doğurduğu eğimde
seyrelmiş ağaçları için 
devredilmiş bahçelerimden çiçekler getirmemi ister
.
dizlerine sardığı göbek bağlarıyla uyum sağlayamadığında
vaktimin bolluğundan yakınırım
.
bu yakınma aynı zamanda topladığım çiçekleri birbirine bağlayan bir iptir
.
O
bir süre sonra
ikilemlerinden arınmışçasına
sirenalar tarafından omuzlarda taşınmaya başlar
.
seyrek ağaçlarının arasında 
bir kahramana dönüşmüşçesine
topladığım çiçekleri
dallara tek düğümle bağlar
.
bunu o kadar çok yaparız ki
ağaçlarının arasından geçerken artık birbirimize çarpacak raddeye geliriz
.
o an 
 temasın kaçınılmaz hipnozu kaşlarını çatar
çırpınmakta olan gerçeklikse gülümser
.
kulağımda
dekadansların sükuneti
 ellerimde boya
 .



R v L

gülümse yeterlidir




Dina, you took me by surprise
How was I supposed to know that our intentions would collide?
A wave of infidelity locked deep within your two-tracked mind
A wave of opportunity embargoed by your jealousy
Consummate de-facto temptress, stimulated tyranny
Simulated chivalry within hyper-reality

Dina, you merciless adulterine
Sanctioning austerity to split popular unity
Disorder and liberty, no sense or sensibility
Occupation therapy in a colony of dignity
A narrow strip of heartless rites and a multitude of human wrongs
A decisive day for a murderous kiss
A derisive way to end a song

Dina, my hands are all I have
Dina, no puedes volver atras

18 Kasım 2016 Cuma

Kalligram

 natüralistler bırak kalligram kursun retinanın alengirli merceklerine
ben , metal sakrallara sürrealizmin gerçekliğini yamayacağım

önce
doymuş suratının asık katında aç çivilediğim faraziyi içeri al

teşekkürler , çok kalmaz





 farazimin elinde aklı çelinmez bir lavinya var

fakat ne acı , bugün senin kadehlerinde hiç su yok

 bu ses de ne ?



17 Kasım 2016 Perşembe

şşh .

 dün gece 
bütün argümanlarımın
 ayaklanmalarına ,
 beynimdeki çamurda düşe kalka ilerleyişlerine
ve
önlerine gelen her sinapsı tekmelemelerine şahit oldum 

ne kaostu ama ! üstelik neptün dönüşü
 
zeplin . askıdayken
palavrayı doğrusu üzerinden sürükleyince
karayı parçalamak bile istedi

bir film açarak sakin kalmayı yeğledim

  dün gece tam olarak ne olduğunu 
bana söyleyebilir misiniz ?
 
--

- filmimiz -

aloys ( 2016 )
benim repliğim

ilk sefer hep sancılı olur
ama unutulmazdır
en kolay yolu
alnını duvara bastırmaktır
sonra bizi hayal et
duvarın diğer tarafında buluştuğumuzu
misal duvardan ormana doğru
seslerimiz bir görsel yaratır
kelimelerimiz hareket ederek onları kurgular
hayal etmenin yanında duymak da en önemli şeydir
düşüncelerimiz arasındaki arayüzdür
teknik olarak konuşursak
yürürken telefonla konuşmaktır


-şarkımız-
 




 

16 Kasım 2016 Çarşamba

Kim ?

 yüzüme saklanmış krizden
 tenine açılan terekte
yüzün tarafından dağıtılmış akrilik bir iz
 
izin takibinde
diviti rahneye fırlatıldığı kadar haklı bir sav

  geniş halka müşkülpesentleri arasında
kesinliği vidasından kurtaran zarar
heterotopyada kararı aşağılıyor
 
vakit buldukça  
ara sıra beliren peltek keyifsizliğini susturmak için 
dudaklarımın kenarlarına yerleştirilmiş piyanoya uzanan ellerinden 
son notayı kapıp
nabzına doğru vivaldi'yi sürükleyişimi anımsıyorum
 
akabinde
havaküreye uykumu gelişigüzel asmışlığım geliyor aklıma
ödün patlıyordu yağmur yağacak diye 
 
kahvem soğurken 
neptünün sınır çizgisiyle vedalaşıyoruz
çünkü asla oradayken kelime toplamam
 
her şeyin suya döndüğünü hissediyorum
 
suya düşüyor gölgen
üstelik ıslanmamışsın henüz
 
 
 
 
 
 

 
 
 





 


 
 
 


15 Kasım 2016 Salı

En

mat alışkanlığın zamazingosu
rengini bulmak için
devrini , hiç uğramadığı alışkanlıkları yoklamakla geçiriyor
 
ama sanırım şimdilik
 özünde bir renginin olmadığı gerçeğine anımsayacak sakinlikte değil

o , kendini hatırlayacağı vakte kadar bu müziği çalabilir
ben , o vakte kadar renkleri benimseyeceğim
 

14 Kasım 2016 Pazartesi

Bu Gece Ay'dan Kimseye Söz Etme


-


yarısındayım gecenin sen de yarım kalma bak
topladığın taşlardan ölü doğdu topraklar
korkarsan , nöbetlerimi çıkar tozlarından
gecenin son kibritini aydınlat sigaramda

güneş vurunca perdene her şey yolunda mı
sen uyandığında ben görünmezliğin solundayım
bütün insanlığı öldürdükten sonra susup
ihtimal bir odada hapsolup soluklarız

doğrusunu çevirmem , anlattığım tek bir dil
boynunda ölen tanrıma sorsan bile bilir
kin ve biraz kırışıklık getirdim
ışıkları kapatınca yokluğun dile getir

bu gece ay'dan kimseye söz etme
saçlarında uzuyorum , yine de yetişemem
çünkü zor sana senden söz etmek
bu gece ay'dan kimseye söz etme

bir harita ver bana , bu gece yolun uzun
iyi dileklerinden sonra gelmemişti bana huzur
yalnız değilim , anlatarım buyur otur
konuşuyorum beynimin labirentinde seni bulup

bak bu olayın bu boyutuna da tapıyorum
uyandığında bana uyku sana hüzün dahil olur
ya da saçlarını bana dök , utangaçlığınla konuş
burası sahil yolu , kumsalına varamıyorum

rendelenmiş ütopyamın , baş karakteri sensen
hareket halinde olur bu evrende her şey
kireçlenmiş odanın duvarında yarım kaldın
tamamladım seni puzzle'na kuşku katıp

sen senaryonu oyna rol yapmana gerek yok
beklentilerim kayboldu , uzadı bu koridor
rüya tarafından süslenmiş bu uyku
seni getirdi , kapıyı açmayı zorluyor

13 Kasım 2016 Pazar

Ay Devriminde Vals




Old Johnny he's seen mermaids
When he ran aground
They carried him ashore
When he was sure to drown
They say old Johnny's mad
Seawaters turned his head
But he alone survived
All his colleagues dead
Old Johnny's seen King Neptune
In the wildest storm
He alone survived
While sailing round the horn
He carried him to safety
While all around him died
Now Johnny's telling stories
At the old portside
Old Johnny's been at sea
60 years or more
He's sailed a million miles
And fucked a thousand whores
He's heard King Neptune sing
He's heard the mermaids cry
They'll take him out to sea
When it's his turn to die

Taç

 ayaklarına uzanan
sis ihtişamıyla ağır rıhtım
 ve
 sonbaharın vişne ağaçları arasında uyuklayan yüzünde
 sabahın körü bir allık 
eğer tanrıdan bihaber övünürse mukaddesler
güneş dağa haddinden fazla sürter
 
zihnimin ceplerinde ellerimi yontarken bir mühlet

boş livarın özrüyle
yüzüm yalnızca gemici düğümü sadakatimi atabilir hikayenin önüne
şaşmaz ve kâfidir







 



12 Kasım 2016 Cumartesi

Arvo

auramda - biraz başka koy'a gidelim telkiniyle sarsılarak uyanmak
bilet ortağım ve aynı zamanda valiz ritüeli balığımı neşelendirmeye çalışan yolda
 anlık kararlarla birkaç yüz kilometre 

camdan ya durağanlığı hareket ettirecek
ya yansımamı uyutacak
bir playlist bocalıyorum

ortak neşelenmiyor
şarkımız liste başı çekiyor



11 Kasım 2016 Cuma

Bir Yaklaşık ( Tepe Kamerası Ağzından )

 misina sıyrığı ve solucanları kancaya geçirirken aşınan elim
döngünün kronometresini burada sonlandırıyor  
 
şu bant kaydı kasedini sansürlemeden alacak eldivenlerim nerede  ?
 buradaymış

-
tepe kamerası
gurablistanın en sivri dili 
ve teker patlatan nüshasıdır

asla şu sağda balıkçı kostümüyle duran adamı düşünmez
 üstelik hiçe sayar
ve faydası için hiçbir kelimenin boğazından tutmaz 
hayır tam aksine nefes alması için
..
bir aya vuran seyir defterimde 
bir yaklaşık olması dışında bana kalırsa her şey tamdı
 
denklem her şeye rağmen postallarımla yeniden üzerine basarak söylüyorum muazzamdı
aynı zamanda ödülün inkarı da
 
hatta ve hatta 
son aşamasında solucanların da kancada yok olduğundan 
emin olarak 
sayacı sonlandırmak istedim 
 son olarak bunlar için de yoruldum
evcilleştirseydim neler olurdu acaba

motif ne olursa olsun
senaryoda döndüğü için bunun için sorumluluk alırım 

gelelim denklemdeki ağırlıklara
 
 teninde zımparalar olan delikler
sanırım hayatları boyunca ya çok sallandıklarını ya da durdukları yerin hareket ettiğini sanırlar
sürekli oynadıkları kumarda 
sandalyelerdeki kafataslarından nefret ettiklerini söyler
ve kemikler için süslenirler
kumarda kazıdıklarında anlam yoktur
kazıdıklarındaki anlamı sahiplenirler
ve hayatları boyunca asla bir yere ve bir şeye ait olmak istemezler  
modernizmin yenilikçi köleliği
düşün , asla bir yere ait olmak istemeyenlerin oluşturduğu bir moda

vasat , katlanılmaz , konuşulmaz ve ilerlenemez

onlara binaen 
varoluşçu deliklerse
kumarın oynandığı masanın altında
 kozları olmasa bile 
ellerinde herzaman kartlar tutanlardır
 
sandalyede oturan birinin
 sol eliyle (karpometekarpal-dan ) kartlara uzanmak için sağ ayağından destek almasında bile 
sağ ayağın yüzlerini okşadıklarını sanırlar 
tatmin olabilirler  
aptallıktan başka bir şey değil
 
tin eksikliği 
ve
çağın getirisi götürecek olduklarını zamana yayar
beyin sağlığı üzerinde bugünlerde neler olup bittiğine baktığımda
ruh biliminin senelerdir maddelerde şifa aradığını görüyorum
  kabataslak farkındalık bile 5-10 yıl sonrasının kaosunu görebilir
 
  herneyse
hileler tam zamanında yapıldı
solungaç görmediğimde bilinmezlikleri eşitliğin diğer tarafına attım
 
ağırlıklar ağırlıkları
ödül ağırlıkların 
 
ağırlıkları tut
ağırlıkları kaybet
sonra
ödül
..ödül inkar 
 
ödüle gelecek olursam
 uzun zamandır düşündüğüm bir olguydu
mükemmel bir ödül diye düşündüm
saydam ritmi evrene dönüşümlü olarak yayabilen 
aynı zamanda beynimde saygın bir yer bulup orada orkideler sulayabiliyordu
hareket edebiliyordu
durabiliyordu
taklalar atabiliyordu
dans edebiliyordu
evreni tutuşturabiliyordu
 
bazen olguyu onun kontrol ettiğini bile düşünürdüm 
 
inkarı 
teninde zımparalar olan deliklerle aynı nedeni savununca
 döngünün kronometresine saniyesinde bastım
o denklemin ortaya çıkarttığı kusursuz bir gerçekleşmeydi
o yüzden merceğin tek söyleyebileceği
- tanrı ıslığıyla ona ışık tutsun
 olur
  
tepe kamerasını yerine koyma vakti
sonra eldivenlerimi unutacağım bir yere koyarım

şimdi
evrenle bağımın mükemmel iş çıkarmış şarap molasında
 gnostiklerin ağzından yaptıklarımı dinliyorum
balığa gelince konu mizahla karışık ciddileşiyorlar
alaycı tavırları hoşuma gitmiyor değil 
beynimin suyun üstünde kaldığını hissediyorum
 
güzel sakinlik
tüzel boşluk


 
 
 
 
 



10 Kasım 2016 Perşembe

Meridyen Viyadüğünde Zenit Resitali


küsurat sesler
 jargon için
alıkonulmuş schopenhauer-la

 lotus yutarak temizlediğim enstrüman
benden bağımsız bir şekilde süratli çalıyor

kahve sisimde perdemin telaşı
arada sıkışıp meridyen boyayalım





9 Kasım 2016 Çarşamba

Çeyrek

.
zihnim
sarfettiği küfürlerle
soysuz evrenin içinde bütün emirlerine harfiyen uyan bedenimin karşısında
 .
 o yüzden 
bu gece
spontane gökle anlaş !
 .
 çünkü
sistematik bulguda
uyruğumu değiştiren narkozu
ilk günaydınla reddettim 
 .






8 Kasım 2016 Salı

Ray Tozları

bu
 .
 talan figüranların 
martaval maruzatları karşısında
tutukluk yapan saatlerin
 grotesk pilleri için yuttuğu
yandaş bir enerji 
.
kordonlar ulnayı dişlerken
  manzaranın ayartıldığı yönde sarkacı tutan bir yutak örümceği 
ağını kaldırarak
izlediği vagonları 
tembihliyor 
 .
ve
ay
yolu kaybetmiş gibi yaparak
ray tozlarını silmeyi düşünen kordinatlarında 
görüş mesafesinde ütülenen figüranları sansürlediği bir çağa ilerliyor
 .
kattettiği her mesafede
devasa kırıntıların birleşimindeki olguyu
sığdırabiliyor beyin repertuarına
.
yeteneği karşısında
son katlar şanslı diye düşünürken
düştüğünde suya
dibe varmadan aklanan hali için
ona bir çağ ısmarlıyorum
.
şarkımız sözlerinde göçebe
görselimiz tekrar
.


-


7 Kasım 2016 Pazartesi

Empoze Melodilerin Virtüozleri

yanlış bir eğimde durmuş küre seansında
olacaklar için doğru tahmin
  .
neptün seyir defterine de italik bir ilave 
--
doğaçlama sürat içerisinden
çitlere çarparak boğulan ivme 
kitlelerini doyuramıyor 
 .
sığ ve yoz bir ibrede ilerlemek 
 ancak
kökleri dışarıda ağaçları
çökmüş yolları
gece yanacak olan ışıkları
uzağın düşmanı olan telleri 
doğaçlama tabelaları
gösterir
.
gösteri herzaman büyülüdür kabul ediyorum
 .
ama benim gördüğüm
 .
stabil yankı aletlerinin 
tekrarlı bağrışlarında aksamış
  empoze melodilerin virtüozleri
 .
ve bugünlerde benim biletim bunun için fazla değerli
.
 bu yüzden
solucan mıntıkamı temizlerken 
san choov'un bir yerlerde beklediğini
ve beni orada takdir ettiğini düşünürüm
.
şarkımız
manidar çelme 
görselimiz odaklanıldığında bir film
.

 -




6 Kasım 2016 Pazar

Sanırım Orada

ilk yolculuğumda ulaştığım yerdeki keyifsizliği zapt edemeyince
 eve doğru yola çıkmayı eyleme geçirdim
bugüne kadar hiçbir solucan bunun nedenini tam olarak anlamadı
gittiğim yer için
 kuyruklu yıldızın ilerleyen boş mantosuna - derdim
.
 yol boyunca bir şeylere ramak kalmış gibiydi
yanlış bir şeyler olduğunu düşünmeye başladım
- bana dair -
.
çünkü evren tam anlamıyla kin kusuyordu
kepenklerde , kedilerde , köprüde , panjurlarda , kere-lerde
ve görünürde kimse yoktu
.
böyle anlarda
gözümü kısarak yürümenin mideme iyi geleceğini düşünürüm
.
ilk anahtarın açtığı kapıda
posta kutumda bir diğer kin kusan mektupları okumaya başladım
okuyor ve yükseliyordum
çünkü içerik tahminimde yatan bir şeydi
.
ikinci anahtardan sonra
odanın kapısını açtığımda
evren içerdeydi
 görmezden gelip ışığı açmaya yakın
tavan panın yere düşmesini izledim
.
hiçbir şey olmamışçasına
doğrudan son nüshamı açıp okumaya başladım
.
şu kaplumbağaları ters çevirip
zihnimin inanış biçimiyle dalga geçtiğim
.
1-2 saate yakalayabileceğim
bir pazar sabahı vardı önümde
.
o süreç içinde diğer nüshaları da inceledim
.
 pazar sabahının omuz hizasında
bu şarkı çalarken
beni gören hemingvay'in kahkahasını duydum birkaç mil ötede
.
elimle önümdeki koyu göstererek
nüshasını yemiş üslubumla
 - sanırım orada ! diye bağırdım
.
 kahkaha hiç durmadan ve bana doğru yaklaşarak devam etti
.
mataramı vermek için geldiğinde
 yüzümde evrenin kustuklarını görmemesi için
yüzümü yıkar gibi davrandım
.
nihayet mataranın tahtaya vurunca çıkardığı sesi duydum
akabinde uzaklaşan kahkahayı
.
su hiç olmadığı kadar durgundu
o uzaklaşırken arkasından sağa ve sola açılan dalgaları izledim
.
yansımamda kendini suçlayan bir çaresizlik vardı
.








5 Kasım 2016 Cumartesi

Karpometakarpal

 sabahın yumruğunda
uyanış
.
avcumda tinsel hezimetleri geceden sıkarak buruşturmuş olsam da 
şimdi
 bütün her şeyi tersine çevireceğim
kaplumbağaları bile
.
denklemi ,bilinmezlikleri ve mental ağırlıkları bütün olasılıklarıyla koşulladım
tekrarlar içerisinde beynimin siktiriboktan bir inanış biçimiymiş
ben dahil kimse şaşırmadı
.
günler
karşıma geçip
beni ikna etmeye çalıştı 
.
bu doğru
.
 zaman genleşti 
kama herzaman ürkekti 
içi boş livar tek halkasında birleşti
öyleyse çapa biraz dinlensin 
.
son ana kadar kesinliği bekledim
bugün 5 kasım
babamın yenilenişi
ve o balığa çıkmadan önce hep solucan toplar
.
artık şimdi bolca zamanım var 
 .
yabancı gelmeyen postallarımla
metronom kararlılığında karada adımlıyorum
gördüğüm delikler muazzam
.
hiç şansın olmasa da
 sana rastgele hemingway 
   .
nasıl olsa
mart'a doğru
başka bir denklemle karşılaşırız
.
mataram sende kalsın
ama müzik lütfen son ses çalsın